Haftalık ve Aylık Finans Bülteni

Teknoloji odaklı finans haberlerini abone olarak ilk önce siz öğrenin.

Finansal Sözlük

A

165 terim

1.

A Round Financing (Series A)

/“seriz ey / ey raund faynansing”/

A Round (Series A), tohum aşamasını takiben girişimin ilk kurumsal sermaye turudur. Genellikle ürün‑pazar uyumunun kanıtlandığı, belli bir gelir ve büyüme ivmesinin görüldüğü noktada; risk sermayesi fonları ve bazı meleklerin katılımıyla, tercihli (convertible) imtiyazlı hisse senetleri karşılığında kaynak sağlanır. Fonlar; ekip büyütme, ürün‑AR‑GE, ölçeklenme, kanal genişleme ve birim ekonomi iyileştirmelerinde kullanılır. Yatırımcılar likidite tercihleri, koruyucu hükümler (anti‑dilution), yönetim kurulu koltuğu ve performans kilometre taşları talep edebilir. Series A, değerleme metodolojisi (örn. gelir çarpanları, ARR), hisse opsiyon havuzu ve cap table dinamikleri açısından şirketin sonraki turları (B, C…) için kritik çerçeveyi oluşturur.

2.

A-/A3

/“A eksi” / “A üç”/

A-/A3, sırasıyla Standard & Poor’s (S&P) ve Moody’s tarafından verilen uzun vadeli yatırım yapılabilir kredi notu kategorileridir. Her iki not da ihraççının borç yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesinin güçlü olduğunu ancak ekonomik koşullardaki olumsuz değişikliklere karşı bir miktar hassasiyet bulunduğunu ifade eder. Derecelendirme; varsayılan olasılığı (default), nakit akışı istikrarı, borç önceliği (seniorite), teminat yapıları, likidite tamponları ve yönetim/kurumsal yönetişim gibi nitel ve nicel göstergelerin bütüncül analizine dayanır. A-/A3, yatırım yapılabilir eşiğin (BBB-/Baa3) dört basamak üzerindedir; bu da ihraççıların genel olarak düşük temerrüt riskiyle ve göreli olarak uygun borçlanma maliyetiyle piyasaya erişebileceği anlamına gelir. Bununla birlikte, not görünümü (pozitif/durağan/negatif) ve kıdem yapısı (senior/subordinated) gibi unsurlar aynı harf notu altında risk profilini anlamlı biçimde farklılaştırabilir. Kurumsal ve egemen ihraçlarda A-/A3 seviyesindeki kuruluşlar genellikle sağlam serbest nakit akışı, makul kaldıraç oranları ve çeşitlendirilmiş gelir tabanı sergiler; ancak sektör döngüselliği, düzenleyici riskler ve olası şoklara duyarlılık notun üst seviyelere (AA/ Aa) çıkmasını sınırlar.

A‑Note, menkul kıymetleştirilmiş varlık havuzlarında (MBS/ABS/CLO vb.) en kıdemli (senior) dilimi ifade eden trançtır. Nakit akışları sualtı (waterfall) yapısında öncelikle A‑Note yatırımcılarına ödenir; bu nedenle kredi koruması yüksektir ve temerrüt halinde kurtarım oranı alt dilimlere göre genellikle daha iyidir. Kıdemin bedeli olarak getirisi daha düşüktür. A‑Note’un risk profili; havuz kalitesi, alt dilimlerin kalınlığı (credit enhancement), aşırı teminat (overcollateralization), sigorta/reasürans, hizmet sağlayıcı riski ve yapısal trigger’lara bağlıdır. Alt dilimlerdeki bozulma arttıkça üst dilimler için dahi temerrüt olasılığı yükselir.

4.

A–B Trust

/“ey-bi trast”/

A–B Trust, evli çiftlerin veraset/estate vergisini minimize etmek için kullandığı, ölümle birlikte iki ayrı tröste bölünen (A: sağ kalan eşin tröstü; B: vefat edenin bypass/credit shelter tröstü) müşterek bir düzenlemedir. İlk eşin ölümünde muafiyet tutarına kadar varlıklar B Tröst’e aktarılır ve bu varlıklar sağ kalan eşin miras matrahına dahil olmaz; kalan varlıklar A Tröst’te kalır ve sağ kalan eşin kontrolündedir. Sağ kalan eş B Tröst’ten gelir/ikamet gibi sınırlı faydalar sağlayabilir; ancak mülkiyet B Tröst lehtarlarına geçer. Artan muafiyetler ve ‘portability’ (muafiyetin eşe devri) nedeniyle günümüzde daha az kullanılsa da, karmaşık aile yapıları ve varlık koruma amaçları için hala tercih edilebilir.

5.

A. (Andrew) Michael Spence

/“Ey maji-kıl spens” (Michael Spence)/

A. Michael Spence, asimetrik bilgi koşullarında piyasa sinyalleşmesi teorisiyle bilinen, 2001 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi iktisatçıdır. Spence’in temel katkısı; işgücü piyasasında adayların kendi üretkenlik tiplerini işverene maliyetli ama güvenilir bir sinyal (örn. üniversite diploması) üzerinden iletebileceğini gösteren modeldir. Sinyal, insan sermayesinden bağımsız olarak bilgi aktarım işlevi görür; daha üretken bireyler için katlanma maliyeti görece düşük, düşük üretkenliler için yüksektir; böylece ayıklama (separating equilibrium) oluşturur. Spence’in çalışmaları endüstri iktisadı (tekelci rekabet, ürün farklılaştırması), kalkınma ekonomisi ve büyüme stratejileri (ihracat odaklı büyüme) alanlarında da etkili olmuştur. Akademik kariyerinde Harvard, Stanford ve NYU’da görev yapmış; kurumsal yönetim, inovasyon ve dijital dönüşüm konularında politika raporlarına liderlik etmiştir.

6.

A/B Split (A/B Testi)

/“ey-bi split / ey-bi testi”/

A/B Split, aynı içeriğin tek bir değişkeni farklı olan iki versiyonunun rastgele atanmış iki kullanıcı grubunda test edilerek performanslarının karşılaştırılması yöntemidir. Pazarlama, ürün yönetimi ve dönüşüm optimizasyonunda kullanılır. Sağlam bir A/B testi; açık bir hipotez, tek değişkenli tasarım, yeterli örneklem büyüklüğü, rastgeleleme, yanlılık kontrolleri, uygun metrikler (CTR, CR, ARPU vb.), istatistiksel anlamlılık (p-değeri/güven aralığı) ve deney süresince tutarlılık gerektirir. Doğru uygulandığında kararları sezgiden veriye taşır; yanlış uygulandığında mevsimsellik, çoklu karşılaştırma ve p-hacking gibi hatalarla yanıltıcı sonuçlar doğurabilir.

7.

A+/A1

/“A artı” / “A bir”/

A+/A1, S&P ve Moody’s’in orta-üst yatırım yapılabilir bandın ortasında yer alan uzun vadeli kredi notudur. Bu seviyedeki ihraççılar güçlü nakit yaratma kapasitesi, sağlam bilançolar ve çeşitlendirilmiş iş profiliyle yükümlülüklerini yerine getirmede yüksek olasılıkla başarılıdır; ancak döngüsel gerilemeler, düzenleme değişiklikleri ve büyük ölçekli yatırımlar karşısında kâr volatilitesi artabilir. A+/A1, yatırım yapılabilir eşiğin altı basamak üzerindedir ve genellikle düşük spreadlerle borçlanma imkânı sağlar. Moody’s’teki ‘1’ alt değiştirgesi, A kategorisinin üst diliminde yer alındığını; S&P’deki ‘+’ işareti ise A seviyesinin güçlü alt segmentini ifade eder. Not; temerrüt olasılığının yanı sıra, finansman esnekliği, sermaye yapısı, serbest nakit akışı kapsamı ve ihtiyaç halinde varlık satışı/sermaye artırımı kabiliyeti gibi kriterlerle belirlenir.

8.

Aa2 (Moody’s)

/“ee-ey tu” (Aa2)/

Aa2, Moody’s’in uzun vadeli kredi notu skalasında üçüncü en yüksek derecedir ve ‘yüksek kalite, çok düşük kredi riski’ anlamına gelir. ‘Aa’ esas kategori, ‘2’ ise o kategorinin orta dilimini ifade eder. Bu not; güçlü kârlılık ve nakit üretimi, düşük/orta borçluluk, geniş likidite tamponu ve öngörülebilir iş profili gibi unsurlara dayanır. Aa2 ihraççılar, genellikle ekonomik şoklara karşı dayanıklıdır; ancak egemen/sistemik riskler, sektör yoğunlaşması ve büyük yatırım programları gibi faktörler notun Aaa’ya yükselmesini sınırlayabilir. Aa2 yatırım yapılabilir bir nottur ve ihraççılara düşük spreadle borçlanma imkânı sağlar.

9.

ABD Anayasası 16. Değişiklik

/on altıncı değişiklik/

ABD Anayasası’nın 16. Değişikliği, 1913 yılında onaylanarak Kongre’ye gelir vergisini kaynağı ne olursa olsun ve eyaletler arasında paylaştırma şartı olmaksızın toplama yetkisi vermiştir. Bu değişiklik, modern federal gelir vergisi sisteminin anayasal temelini oluşturur. Öncesinde federal gelirler ağırlıklı olarak gümrük vergileri ve tüketim vergilerinden sağlanıyordu. 16. Değişiklik, vergi sisteminde adalet ve gelir çeşitliliği sağlamak amacıyla getirilmiştir. Kendi başına vergi oranlarını veya vergilendirilecek gelir türlerini belirlemez; bunlar Kongre tarafından çıkarılan yasalarla düzenlenir.

10.

ABLE Hesabı

/ey-bıl he-sa-bı/

ABLE hesabı, 26 yaşından önce ciddi engel teşhisi konmuş bireylerin yararlanabileceği, vergi avantajlı bir tasarruf hesabıdır. Bu hesap, engelli bireylerin eğitim, sağlık, barınma ve diğer yaşam masraflarını karşılamalarına yardımcı olur.

11.

Absentee Landlord (Uzaktan Ev Sahibi)

/ebsınti lendlord / uzaktan ev sahibi/

‘Absentee landlord’ (uzaktan/malik ikamet etmeyen ev sahibi), bir taşınmazı sahiplenip kira geliri için kiraya veren ancak mülkün bulunduğu yerde yaşamayan ya da günlük yönetimi yürütmeyen gerçek kişi veya kurumdur. Konut, tatil evi, ikinci konut veya ticari gayrimenkuller için görülebilir. Sahip, çoğunlukla bir profesyonel yönetim şirketiyle çalışır; kira tahsilatı, bakım-onarım, kiracı ilişkileri ve mevzuata uyum gibi işler vekâleten yürütülür. Avantajlar: portföyü coğrafi olarak çeşitlendirme, değer artışından yararlanma, seyahat ve yönetim giderlerinin belirli şartlarda vergiden düşülebilmesi (ülke mevzuatına göre). Riskler: bakım ihmalinin artması, uzaktan denetim zorluğu, kiracı kaynaklı hasar/suistimal, yerel düzenlemelere uyumsuzluk ve boş kalma riskinin kârlılığı azaltması. ‘Absentee landlord’ kavramı, ‘oturan malik/owner-occupied’ modelinin tersidir ve özellikle toplulukla zayıf bağ, bakım eksikliği ve sadece finansal getiri odaklılık nedeniyle olumsuz çağrışımlar da taşıyabilir.

12.

Absentee Owner (Uzaktan Malik)

/ebsınti ounır / uzaktan malik/

Absentee owner, bir gayrimenkulü (veya birden çok mülkü) fiilen kullanmadan ve çoğunlukla uzaktan yöneten gerçek kişi ya da şirkettir. Çoğu zaman amaç kira geliri ve değer artışıdır; yönetim, üçüncü taraf (emlak/tesis yönetimi) üzerinden yürütülür. Kurumsal sahipler genellikle ticari mülkleri portföy bazında yönetir; bireysel sahipler ise farklı şehir/ülkedeki konutlarını kiraya verir. Artılar: coğrafi çeşitlendirme, ölçeklenebilirlik. Eksiler: yönetim şirketine bağımlılık, maliyetler, hizmet kalitesi düştüğünde kira kaybı ve reputasyon riski. Yatırımcılar, ‘absentee owner’ listelerini, motivasyonu yüksek satış potansiyeli olarak takip edebilir.

13.

Absolute Auction (Şartsız Müzayede)

/absılut oşın / şartsız müzayede/

Mutlak (şartsız) açık artırma, herhangi bir ‘rezerv/muhammen taban fiyat’ olmaksızın en yüksek teklifi verenin kazandığı müzayededir. İhale başlangıç fiyatı sıfır olabilir; satış, banka onayı gibi ilave koşullara bağlanmaz. Likidite ihtiyacının yüksek olduğu durumlarda, haciz/foreclosure satışlarında, e-ticaret ve hayır müzayedelerinde yaygındır. Avantaj: hızlı ve kesin satış; dezavantaj: piyasa ilgisi düşükse satış bedelinin beklentinin altında kalma riski.

14.

Absolute Beneficiary (Mutlak Lehtar)

/absılut benefişıri / mutlak lehtar/

Mutlak (irrevocable) lehtar, bir sigorta poliçesi, emeklilik/yardım planı ya da benzeri sözleşmede adı geçen ve yazılı onayı alınmadan değiştirilemeyen lehtardır. Bu statü, özellikle boşanma/uzlaşma kararlarında karşı tarafın alacak güvencesi için kullanılır. Mutlak lehtar atanmışsa sigorta ettirenin tek taraflı lehtar değişikliği veya kaldırma talebi geçersizdir; ancak lehtar yazılı rıza verirse değişiklik yapılabilir. Risk yönetimi açısından, asıl lehtarın hak kazanamaması ihtimaline karşı ‘yedek (contingent) lehtar’ tanımlanması önerilir.

15.

Absolute Percentage Growth (Mutlak Yüzde Büyüme)

/absılut pörsıntıç ğrovth / mutlak yüzde büyüme/

Mutlak yüzde büyüme, bir varlığın/portföyün belirli dönemde sağladığı getirinin, herhangi bir kıyas ölçütü (endeks, akran) gözetmeksizin yüzdesel ifadeyle ölçülmesidir. ‘Mutlak getiri’ yaklaşımının yüzdesel karşılığıdır. Hesap: Mutlak Yüzde Büyüme (%) = (Dönem Sonu Değeri − Dönem Başı Değeri) / Dönem Başı Değeri × 100. Yorum: Değer pozitifse kazanç, negatifse kayıp ifade eder; bağlamdan bağımsızdır. Kurumsal yöneticiler göreli ölçütleri (benchmark) tercih etse de bireysel yatırımcı hedeflerini çoğu zaman mutlak getirilerle tanımlar.

16.

Absolute Performance Standard (Mutlak Performans Standardı)

/absılut pörformıns stendırd / mutlak performans standardı/

Mutlak performans standardı, kalite kontrol ve süreç mükemmelliğinde ‘sıfır hata/kayıp’ gibi teorik, pratikte ulaşılamaz bir mükemmellik ölçütüdür. Kuruluşlar bu standardı ‘hedef ufuk’ olarak kullanır; süreç, teknoloji ve yetkinlik geliştirmeleriyle yaklaşmayı amaçlar. Uygulama adımları: (1) yönetim ve çalışanların yüksek performansı destekleyen ortam ve teşviklerle donatılması, (2) hataya sebep olan ekipmanların yenilenmesi/otomasyon, (3) eğitim ve standart iş talimatlarının yaygınlaştırılması, (4) ölçülebilir KPI’lar ile (kalite, miktar, zaman, maliyet) düzenli izleme ve iyileştirme. Dezavantajlar: maliyet ve zaman yükü, çalışanlar üzerinde aşırı baskı, yanlış teşvikler nedeniyle hata riskinin artması.

17.

Absolute Physical Life (Mutlak Fiziksel Ömür)

/absılut fizıkıl layf / mutlak fiziksel ömür/

Mutlak fiziksel ömür, bir maddi duran varlığın çalışabilirliğinin fiilen sona erdiği ana kadar geçen gerçek yaşam süresidir; bu noktada varlığın ekonomik değeri sıfıra yaklaşır. Teknolojik eskime, fiziksel yıpranma veya ürün yaşam çevriminin bitmesiyle sona erer. Kullanım amacı: yatırım/ikame riski analizi, bakım‑yenileme planı. ‘Kullanım/yararlı ömür’den farkı: yararlı ömür, yönetimin vergisel amortisman ve planlama için önden tahmin ettiği süredir; mutlak ömür ise gerçekleşen fiilî süredir ve çoğu kez düşük obsolesans riski olan varlıklar (bina, makine, araç, mobilya) için anlamlıdır.

18.

Absolute Pollution Exclusion (Mutlak Kirlilik İstisnası)

/absılut polyuşın ekskılujın / mutlak kirlilik istisnası/

Mutlak kirlilik istisnası, ticari genel sorumluluk (CGL) poliçelerinde, işletmenin olağan faaliyetlerinden kaynaklanan kirlilik vakalarını teminat dışında bırakan klozdur. 1980’lerde çevre davaları sonrası ‘ani ve beklenmedik’ istisnasının daraltılmasıyla yaygınlaşmıştır. Tam (total) kirlilik istisnasından farkı: bazı ‘istisnanın istisnası’ durumlarında sınırlı koruma sürer (ör. ‘düşman/hostile’ yangından çıkan duman; mobil ekipmandan kazara yakıt sızıntısı; bina içi iş sırasında getirilen çözücünün tali etkileri). Yine de tanımın yoruma açık oluşu, kurşun/asbest gibi kapsam tartışmalarını doğurabilir; özel çevre sorumluluk poliçeleri ile boşluk tamamlanır.

19.

Absolute Return Index (Mutlak Getiri Endeksi)

/absılut ritörn indeks / mutlak getiri endeksi/

Mutlak getiri endeksi, hedge fon evrenindeki getirileri mutlak (piyasa yönünden bağımsız) esasla izlemek ve bireysel fonların performansını bütün pazarla kıyaslamak için tasarlanmış bileşik endekstir. Genellikle farklı strateji alt endekslerinin (uzun‑kısa, küresel makro, arbitraj vb.) ağırlıklı birleşimidir. Kullanım alanları: fon seçimi ve izleme, risk‑getiri karşılaştırması, piyasa yönünden arındırılmış hedeflerin kalibrasyonu. Not: hedge fonların şeffaflık ve raporlama farklılıkları endeks takibini güçleştirebilir.

20.

Absolute Title (Mutlak Mülkiyet Tapusu)

/absılut taytıl / mutlak mülkiyet tapusu/

Mutlak (kusursuz) mülkiyet tapusu, üzerinde rehin, haciz, intifa, şerh veya üçüncü kişi iddiası gibi sınırlamalar bulunmayan, sahibine tartışmasız tasarruf yetkisi veren aynî haktır. Tapu arşiv/tittle search ile ortaya çıkabilecek ipotek, vergi borcu, eş rızası, intifa gibi kayıtlar yoksa alıcıya ‘temiz/engelsiz’ devir yapılabilir. Satıcı ancak sahip olduğu payı devredebilir; mutlak tapuya sahip olmayan kişi alıcıya mutlak hak kazandıramaz.

21.

Absorbe Edilmiş Maliyet

/abzorbe edilmis maliyet/

Absorbe edilmiş maliyet (absorption/absorbed cost), bir ürünün birim maliyetine doğrudan giderlerin (direkt hammadde, direkt işçilik) yanında tüm üretim genel giderlerinin (değişken + sabit) dahil edilmesidir. Bu yaklaşım, tam maliyetleme (full costing) olarak da bilinir ve finansal raporlama ile vergi için zorunludur. Temel bileşenler: • Direkt malzeme • Direkt işçilik • Değişken üretim genel gideri • Sabit üretim genel gideri (kira, amortisman vb.) Formül (birim bazında): Absorbe Edilmiş Birim Maliyet = (DM + DI + DÜGG + SÜGG) / Üretim Miktarı Notlar: • COGS sadece direkt maliyetleri değil, absorbe edilmiş maliyetleri de içerebilir; absorbe maliyetin tamamı gelir tablosunda değil, satılmayan stoklarda bilançoda aktifleştirilir. • Değişken maliyetlemeye göre dönem kârını daha yüksek gösterebilir (stok artınca sabit giderlerin bir kısmı ertelenir). • İç kararlar için değişken maliyetleme faydalı olsa da, GAAP/BOBİ FRS/TMS dış raporlamada absorpsiyon esastır.

Absorbe etmek (absorbed), işletme bağlamında ‘üstlenmek, içine almak’ anlamına gelir. En yaygın kullanımlar: • Üretim genel giderinin ürünlere dağıtılıp maliyete YÜKLENMESİ (overhead absorbed). • Girdi fiyat artışının müşteriye yansıtılmayıp ŞİRKET TARAFINDAN ÜSTLENİLMESİ (marjdan fedakârlık). • Halka arzda satılamayan payların ARACI tarafından ALINMASI; birleşme-devralmada bir şirketin DİĞERİNE EMİLEREK KATILMASI. Overhead’de aşırı (over-absorbed) ya da yetersiz (under-absorbed) yükleme dönem sonunda düzeltilir.

23.

Absorpsiyon Maliyetleme

/abzorpsiyon maliyetleme/

Absorpsiyon maliyetleme (absorption costing/tam maliyet), ürün maliyetine DM, DI, DEĞİŞKEN ve SABİT üretim genel giderlerinin tamamının yüklenmesidir. Değişken maliyetlemeden farkı, sabit genel giderleri dönem gideri değil stok maliyeti olarak dağıtmasıdır; GAAP/FRS için zorunludur. Formül (birim): Absorpsiyon Birim Maliyet = (DM + DI + DÜGG + SÜGG) / Üretim Etkiler: Üretim>satış olduğunda kâr daha yüksek görünür (sabit gider ertelenir). Yönetsel kararlar için değişken maliyetleme daha şeffaf olabilir.

Abu Dhabi Yatırım Otoritesi (ADIA), Abu Dabi Emirliği’nin en büyük egemen varlık fonudur. Kaynağı ağırlıkla petrol gelirleridir; varlıklarını hisse senedi, sabit getirili, alternatifler, gayrimenkul ve altyapıda küresel olarak çeşitlendirir. Portföy ve varlık dağılımını sınırlı ölçüde açıklar.

Abu Dhabi Yatırım Konseyi (ADIC), Abu Dabi Emirliği’nin egemen varlık fonlarından olup petrol gelirlerinin çeşitlendirilmiş varlıklara yatırılmasını yönetmiştir. 2019’da Mubadala Investment Company ile birleşmiştir. Portföyde hisse senetleri, tahviller, gayrimenkul, altyapı ve özel sermaye yer alır.

26.

Açıklama Etkisi

/a-çık-la-ma et-ki-si/

Açıklama etkisi (announcement effect), bir ekonomik, finansal veya kurumsal duyurunun hemen ardından piyasaların verdiği tepkileri ifade eder. Bu açıklama; faiz kararı, enflasyon verisi, şirket bilançosu veya birleşme haberi gibi unsurlar olabilir. Duyuruya gösterilen ani piyasa tepkisi, fiyatlarda hızlı değişimlere neden olabilir. Etkilendiği Faktörler: - Beklentilerin altında veya üstünde açıklanan veriler - Açıklamanın zamanlaması - Piyasa oyuncularının risk algısı Yaygın Kullanım Alanları: - Merkez Bankası faiz açıklamaları - Şirket kâr-zarar bilançoları - Hükûmetin mali politikaları - Önemli ekonomik veriler (TÜFE, GSYH, işsizlik oranı)

27.

Açılış Emri

/açılış emri/

Açılış emri (At-The-Opening Order), borsada yalnızca açılış seansında geçerli olan emir türüdür. Türkiye’de Borsa İstanbul’da yatırımcılar, hisse senetleri ve diğer menkul kıymetler için açılış emri verebilir. Bu emirler, piyasa açıldığında oluşacak ilk fiyat üzerinden işleme konulur. Eğer açılışta gerçekleşmezse otomatik olarak iptal edilir. Avantajları: - Açılış fiyatından işlem garantisi sağlar - Gün içi fiyat dalgalanmalarından etkilenmez Riskleri: - Açılışta yeterli karşı emir bulunmazsa gerçekleşmez

28.

Acorn Collective

/eykorn kollektiv/

Acorn Collective, blockchain tabanlı kitlesel fonlama platformu olarak ortaya çıkmıştır. Geliştiriciler, girişimciler ve yatırımcıları bir araya getirerek şeffaf ve düşük maliyetli fonlama imkanı sağlamayı hedefler. Avantajları: - Blockchain teknolojisiyle şeffaflık sağlar. - Düşük işlem maliyetleri sunar. Dezavantajları: - Kripto para piyasasının volatilitesine maruz kalır. - Regülasyon belirsizlikleri vardır.

29.

ActiveX

/aktiv eks/

ActiveX, Microsoft tarafından geliştirilen yazılım bileşen teknolojisidir. Özellikle internet tarayıcılarında interaktif içerik, multimedya ve uygulama çalıştırmak için kullanılır. Finans sektöründe bazı eski bankacılık yazılımları ve güvenlik sistemlerinde kullanılmıştır. Avantajları: - İnteraktif web uygulamaları geliştirmeyi kolaylaştırır. - Esnek yazılım entegrasyonu sağlar. Dezavantajları: - Güvenlik açıkları nedeniyle modern tarayıcılarda kullanılmaz. - Sadece Windows uyumlu olması kısıtlayıcıdır.

Ad valorem vergi, bir mal veya hizmetin değerine göre hesaplanan vergidir. KDV ve emlak vergileri bu kategoriye girer.

Archipelago, coğrafi olarak birbirine yakın çok sayıda adadan oluşan doğal yapıdır. Finansal anlamda ise NYSE Arca gibi borsalarda 'Archipelago Exchange' (ArcaEx) olarak geçen elektronik işlem platformunu da ifade edebilir. Bu bağlamda elektronik borsa alt yapısında kullanılır.

Adhokrasi, esnek, yenilikçi ve proje odaklı yönetim biçimidir. Katı hiyerarşiden ziyade yaratıcı çözümleri teşvik eder. Avantajları: - Yeniliği teşvik eder. - Hızlı karar alma sağlar. Dezavantajları: - Organizasyonel belirsizlik yaratabilir.

ADP Ulusal İstihdam Raporu, ABD’de özel sektör istihdam verilerini aylık olarak yayınlayan ve iş gücü piyasası hakkında öngörü sağlayan rapordur.

34.

Adres

/address/

Harf ve sayı dizileriyle ifade edilen, kripto paraların gönderilip alınabildiği yere denir. Kripto "Adresi" Nedir? Kripto adresi, kripto para birimlerinin gönderilip alınabildiği cüzdanı temsil eden karakterler dizisine verilen addır. Gerçek hayatta kullanılan açık adreslere, e-postalara veya web sitesi alan adlarına benzetilebilirler. Her adres benzersizdir ve cüzdanın blockchain üzerindeki konumunu belirtir. Çoğu blockchain adresi, rastgele harf ve sayı dizilerinden meydana gelen uzun ifadelere sahip olduğu için insanların bunları okuması zordur. Bilgisayar ağları ise, benzersiz ifadelere sahip bu adresleri okumakta güçlük çekmez. Blockchain adresleri herkese açıktır. Yani herhangi bir adres üzerindeki tüm girdi ve çıktılar blockchain gezgini (blockchain explorer) aracılığıyla izlenebilir. Dileyen herkes, cüzdan adresinde yer alan sanal varlıkların miktarını görebilir. Sadece Monero and Grin gibi tamamen gizliliğe dayalı blockchain yapıları bu duruma istisna oluşturur. Adresler herkese açık olsa da, adreslerin çoğu anonimdir ya da takma adla ifade edilir. Yani adreslerin gerçek sahipleri, genellikle isimleriyle adreslerini ilişkilendirmez. Diğer taraftan, adreslerin ve bunların arkasındaki kişi veya kurumların bilindiği örnekler de mevcuttur. Söz gelimi borsalar ve token projelerinin sahip ya da kurucuları adreslerini herkese açık biçimde gösterebilir.

Adres doğrulama servisi (AVS), kredi kartı işlemlerinde kart sahibinin fatura adresini doğrulayan güvenlik sistemidir. Özellikle online ödemelerde sahteciliği önlemek için kullanılır. Avantajları: - Güvenliği artırır. - Dolandırıcılık riskini azaltır.

Adres komisyonu, sigorta sektöründe poliçeyi getiren aracılara ödenen komisyon türüdür. Özellikle reasürans işlemlerinde görülür. Avantajları: - Aracıları teşvik eder. - Sigorta dağıtımını hızlandırır. Dezavantajları: - Maliyetleri artırır.

37.

Advance/Decline Ratio (ADR)

/“edváns dikláin reyşio” / “A-D-R”/

Advance/Decline Ratio (ADR), belirli bir dönemde fiyatı yükselen (advancers) hisse sayısının, düşen (decliners) hisse sayısına oranıdır. Piyasa genişliğini ölçer; yüksek ADR kısa vadede ‘aşırı alım’, düşük ADR ‘aşırı satım’ sinyali verebilir. Zaman içinde hareketli ortalamasıyla veya endeks getirileriyle birlikte incelendiğinde, yükselişin/düşüşün birkaç ağır sıklet hisse tarafından mı yoksa geniş tabanlı mı taşındığı anlaşılır. Tek başına al/sat göstergesi olarak kullanılmamalı; hacim, yeni zirve/yeni dip sayıları ve momentum osilatörleriyle birlikte yorumlanmalıdır.

Agio, nominal değeri ile satış fiyatı arasında olumlu fark olan yani primli satış anlamına gelir. Türkiye'de özellikle hisse senedi, tahvil ve döviz işlemlerinde kullanılır. Örneğin, bir tahvilin nominal değeri 100 TL iken 105 TL’den satılması durumunda 5 TL agio oluşur. Döviz işlemlerinde kur farkı da agio olarak değerlendirilebilir. Muhasebe kayıtlarında gelir olarak gösterilir. Sermaye artırımı ve tahvil ihracı işlemlerinde önemlidir.

39.

Agresif Büyüme Fonu

/ag-re-sif bü-yü-me fo-nu/

Agresif büyüme fonu, yüksek risk alarak uzun vadede yüksek getiri hedefleyen yatırım fonudur. Bu fonlar genellikle küçük ve orta ölçekli şirket hisseleri, teknoloji veya gelişen piyasa hisselerine yatırım yapar. Türkiye’de “değişken fon” ve “hisse senedi yoğun fon” türlerinde agresif büyüme stratejisi izleyen örnekler bulunur. Bu fonlar, dalgalı piyasalarda büyük kazançlar sağlayabileceği gibi büyük kayıplara da neden olabilir. Yatırımcıların risk iştahına uygun olması önemlidir.

40.

Agresif Yatırım Stratejisi

/ag-re-sif ya-tı-rım stra-te-ji-si/

Agresif yatırım stratejisi, yüksek getiri hedefiyle daha fazla risk almayı kabul eden yatırım yaklaşımıdır. Bu strateji, özellikle hisse senetleri, girişim sermayesi, kripto varlıklar gibi volatil varlıklara odaklanır. Türkiye'de genç yatırımcılar ve uzun vadeli yatırım hedefi olanlar bu stratejiyi tercih edebilir. Agresif yatırımcılar portföylerini sık değiştirir, piyasa fırsatlarını takip eder. Ancak piyasa düşüşlerinde yüksek kayıplar yaşanabileceği unutulmamalıdır.

AIO, tüketicilerin aktiviteleri, ilgi alanları ve görüşlerini analiz eden bir pazarlama araştırma yöntemidir. Tüketici davranışlarını daha iyi anlamak ve segmentasyon yapmak için kullanılır. Avantajları: - Pazarlama stratejilerini kişiselleştirmeyi sağlar. - Hedef kitle analizi için derinlikli veri sunar. Dezavantajları: - Veri toplamak maliyetli olabilir. - Yorumlama sübjektif olabilir.

42.

Airdrop

/airdrop/

Belirli bir kitleye kripto para veya token dağıtmak için düzenlenen pazarlama kampanyasına denir. Kripto Para Airdrop Nedir? Belli bir blockchain üzerinde, önceden belirlenmiş miktarda token veya cüzdana sahip olan kullanıcılara ücretsiz biçimde kripto para dağıtılması etkinliğine "airdrop" ismi verilir. Bu pazarlama etkinlikleri genellikle, tokenlerin cüzdanda tutulmasını teşvik etmek veya kullanıcıları farklı blockchain ağlarına katılmaya yönlendirmek amacıyla düzenlenir. Airdrop işlemi, kullanıcıların açık cüzdanlarında, önceden belirlenmiş zaman aralığında (snapshot) ve açıklanan miktarda token tutmaları durumunda çalışır. Airdrop etkinliğini yürüten token projesi, snapshot ismi verilen anlık görüntü verisini kullanarak airdrop tokenlerini otomatik biçimde dağıtır. Kullanıcıların kripto para birikimlerini çeşitlendirmesini hedefleyen airdrop etkinlikleri, token farkındalığını artırdığı gibi, cüzdanda saklanan tokenler üzerinden temettü geliri elde etmeyi de mümkün kılar. Çoğu airdrop etkinliğinde, ücretsiz kripto para veya token elde etmek için haber paylaşmak, referans linki vermek veya uygulama indirmek gibi basit görevlerin tamamlanması şartı koşulur.

43.

Airnode

/airnode/

Airnode, API3 blockchain protokolüne katılmak ve veri akışlarını zincire eklemek isteyen API sağlayıcıları tarafından kolayca dağıtımı sağlanan bir oracle düğümü

Akıllı sözleşme, blockchain ağlarında üçüncü taraf olmadan sözleşmelerin işleme konması, doğrulanması veya uygulanmasını amaçlayan otomatik protokoldür. Akıllı Sözleşme (Smart Contract) Nedir? Akıllı sözleşmeler otoriteye, adalet sistemine veya harici bir dış mekanizmaya ihtiyaç duymadan, birbirine güvenmek zorunda olmayan iki veya daha fazla muhatap arasında işlem ve sözleşmelerin anonim biçimde yürütülmesini sağlar. Akıllı sözleşme, mal ya da hizmet almak için işletmeciye ödeme yapılması gereken mağazaların aksine otomatik satış makinelerine benzer. Satış makinesi kullanılırken doğrudan satıcıyla (otomat makinesinin sahibi) uğraşmak zorunda değilsiniz. Makineye para vererek otomatik işlem yapabilirsiniz ve istediğiniz içecek verilir. Muhatabınızı tanımanıza veya güven kurmanıza gerek kalmadan doğrudan işlem yapma olanağı sunan bu yöntem, akıllı sözleşmeleri öne çıkan özelliktir. Öyle ki kurumlar, kayıplara karşı daha iyi koruma sağlamak ve müşterilerini güvende hissettirmek için akıllı sözleşme çözümlerini sistemlerine eklemeye çoktan başladı.

45.

Akordeon Özelliği

/akordeon özelliği/

Akordeon özelliği (Accordion Feature), kredi sözleşmelerinde borçlunun kredi limitini belirli şartlarda artırabilmesini sağlayan bir hükümdür. Bu sayede borçlu, ilave finansmana kolayca erişebilir.

Aktif bono grubu, tahvil ve bono piyasasında en yoğun işlem gören yatırımcı grubunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu yatırımcılar genellikle kurumsal yatırımcılar, bankalar ve büyük fonlardır. Avantajları: - Piyasada likidite sağlar. - Tahvil fiyatlamasında denge oluşturur. Dezavantajları: - Küçük yatırımcıların etkisi sınırlı kalabilir. - Büyük oyuncular fiyat üzerinde baskı kurabilir.

Aktif endeks fonu, belirli bir endeksi takip etmekle birlikte, yöneticilerin aktif kararlarıyla portföyün performansını endeksin üzerine çıkarmayı hedefleyen yatırım fonudur. Avantajları: - Endeks fonlarının basitliğini korur. - Daha yüksek getiri potansiyeli sunar. Dezavantajları: - Yönetim maliyeti yüksektir. - Başarı garanti değildir.

Aktif gelir, kişinin doğrudan çalışarak veya iş yaparak elde ettiği kazançtır. Maaş, serbest meslek kazançları ve ticari kazançlar aktif gelire örnektir. Pasif gelirden farkı, çalışmaya doğrudan bağlı olmasıdır. Avantajları: - Düzenli nakit akışı sağlar. - Kısa vadede güvenilir gelir kaynağıdır. Dezavantajları: - Çalışmaya bağlıdır, sürdürülebilirliği sınırlı olabilir. - Pasif gelir kadar ölçeklenebilir değildir.

Aktif getiri, bir yatırım portföyünün getirisi ile karşılaştırma ölçütü (benchmark) arasındaki farkı ifade eder. Pozitif aktif getiri, portföyün piyasa ortalamasından daha iyi performans gösterdiğini belirtir. Avantajları: - Portföy yöneticisinin başarısını ölçer. - Yatırımcıya ek değer sağlar. Dezavantajları: - Negatif aktif getiri yatırımcı zararına yol açar.

Aktif güven fonu, bir portföyün veya yatırım fonunun profesyonel yöneticiler tarafından aktif olarak yönetildiği bir yatırım aracıdır. Bu fonlarda, piyasa koşullarına göre hisse seçimi ve portföy değişikliği yapılır. Avantajları: - Piyasa fırsatlarına hızlı tepki verir. - Profesyonel yönetim avantajı sunar. Dezavantajları: - Yönetim ücretleri yüksektir. - Pasif fonlara göre daha riskli olabilir.

Aktif hisseler, yatırımcılar tarafından yoğun şekilde işlem gören ve yüksek likiditeye sahip hisse senetlerini ifade eder. Bu hisseler genellikle günlük işlem hacmi yüksek ve yatırımcı ilgisi yoğun şirketlerde görülür. Avantajları: - Yüksek likidite sağlar. - Fiyat keşfi daha şeffaftır. Dezavantajları: - Spekülasyon riski yüksektir. - Volatilite fazla olabilir.

Aktif katılımcı statüsü, bir çalışanın işveren destekli emeklilik planına katıldığını ve bu plandan faydalandığını gösteren durumdur. Vergi avantajları ve emeklilik planı katkıları açısından önemlidir. Avantajları: - Çalışanlara ek emeklilik geliri sağlar. - Vergisel teşviklerden yararlanılır. Dezavantajları: - Katılımcı için katkı payı yükümlülüğü doğurabilir. - Plan kurallarına bağlı sınırlamalar olabilir.

Aktif ortak, bir şirketin ortakları arasında günlük yönetim ve karar alma süreçlerine doğrudan katılan kişiyi ifade eder. Pasif ortaktan farklı olarak işletmenin operasyonel işleyişinde rol oynar. Avantajları: - Şirketin yönetimine katkı sağlar. - İş deneyimini artırır. Dezavantajları: - Daha fazla sorumluluk taşır. - Hatalı kararlar ortaklık riskini artırabilir.

Aktif Pay Çalışması, bir yatırım fonunun portföyünün, kıyaslama endeksinden ne kadar farklı olduğunu ölçmek için kullanılan yöntemdir. Active Share yüzdesi, fonun gerçekten aktif yönetilip yönetilmediğini gösterir. %0’a yakın değer, pasif yönetim; %100’e yakın değer ise aktif yönetimi gösterir. Avantajları: - Yatırımcıya fonun ne kadar bağımsız olduğunu gösterir. - Gizli endeks takibini (closet indexing) ortaya çıkarır. Dezavantajları: - Yüksek Active Share her zaman yüksek getiri anlamına gelmez. - Ölçüm, diğer performans kriterleriyle desteklenmelidir.

Aktif risk, bir yatırım portföyünün getirisi ile kıyaslama endeksi arasındaki sapmayı ifade eder. Tracking error olarak da bilinir. Yüksek aktif risk, portföyün endeksten daha farklı performans gösterdiğini belirtir. Avantajları: - Portföy yöneticisinin stratejik tercihlerinin etkisini gösterir. - Potansiyel yüksek getiri fırsatlarını yansıtır. Dezavantajları: - Yüksek risk, yatırımcı için dalgalanma anlamına gelir. - Negatif getiriler olasılığı artar.

Aktif tutma, işletmelerin mevcut müşterilerini elde tutmak için bilinçli ve planlı olarak uyguladığı stratejileri ifade eder. Sadakat programları, kampanyalar ve özel teklifler aktif tutma yöntemlerine örnektir. Avantajları: - Müşteri bağlılığını artırır. - Pazarlama maliyetlerini düşürür. Dezavantajları: - Yüksek maliyetli olabilir. - Yanlış uygulandığında müşteri kaybı yaşanabilir.

Aktif yatırım, yatırımcıların piyasa analizleri ve stratejilerine göre aktif şekilde alım-satım yaparak getiri elde etmeye çalıştıkları yöntemdir. Pasif yatırımdan farklı olarak sık işlem yapılır. Avantajları: - Daha yüksek getiri fırsatı sunar. - Piyasa dalgalanmalarından kazanç elde edilebilir. Dezavantajları: - Yüksek işlem maliyeti vardır. - Yanlış kararlar büyük kayıplara yol açabilir.

Aktif yönetilen ETF, borsada işlem gören fonların profesyonel yöneticiler tarafından aktif şekilde yönetildiği yatırım aracıdır. Klasik ETF’lerden farkı, endeksi pasif olarak takip etmek yerine aktif alım-satım yapılmasıdır. Avantajları: - Esnek portföy yönetimi sağlar. - Yatırımcılara profesyonel yönetim avantajı sunar. Dezavantajları: - Yönetim ücretleri yüksektir. - Başarı garanti değildir.

Aktif yönetim, yatırım fonu yöneticilerinin piyasa analizlerine ve beklentilerine göre portföyde alım-satım yaparak endeksin üzerinde getiri elde etmeye çalıştıkları yatırım stratejisidir. Avantajları: - Piyasa fırsatlarından yararlanır. - Daha yüksek getiri potansiyeli sunar. Dezavantajları: - Yönetim ücretleri yüksektir. - Yanlış kararlar kayba yol açabilir.

Aktivist yatırımcı, bir şirketin hisselerini satın alarak yönetim üzerinde değişiklik yapmaya çalışan yatırımcı tipidir. Genellikle büyük pay alarak şirket stratejilerini etkilemeye çalışır. Avantajları: - Şirketlerde kurumsal yönetim standartlarını artırabilir. - Hissedar değerini yükseltebilir. Dezavantajları: - Şirket yönetimiyle çatışma yaratabilir. - Kısa vadeli çıkarlar uzun vadeli istikrara zarar verebilir.

Aktüeryal açık, emeklilik fonlarının veya sigorta planlarının gelecekteki yükümlülüklerini karşılamada yetersiz kalmasıdır. Primler ve yatırımlar ödemeler için yetersiz olduğunda ortaya çıkar. Avantajları: - Finansal risklerin erken tespitini sağlar. Dezavantajları: - Emeklilik sisteminde güven kaybına yol açar. - Ek katkı veya devlet desteği gerekebilir.

Aktüeryal analiz, risk, yaşam beklentisi, faiz oranı, enflasyon ve maliyetler gibi faktörleri matematiksel yöntemlerle inceleyen analiz yöntemidir. Sigorta ve emeklilik sistemlerinde yaygın olarak kullanılır. Avantajları: - Risklerin öngörülmesini sağlar. - Fonların sürdürülebilirliğine katkı yapar. Dezavantajları: - Karmaşık hesaplamalar içerir. - Tahminler hatalı olabilir.

Aktüeryal danışman, sigorta, emeklilik ve risk yönetimi konularında aktüeryal hesaplamalar yaparak şirketlere ve kurumlara danışmanlık hizmeti veren uzmandır. Avantajları: - Profesyonel risk analizi sağlar. - Fonların sürdürülebilirliğini artırır. Dezavantajları: - Hizmet maliyetleri yüksek olabilir.

Aktüeryal değer, bir sigorta planının kapsadığı maliyetlerin yüzdesini ifade eder. Örneğin %70 aktüeryal değer, ortalama maliyetin %70’inin sigorta tarafından karşılandığı anlamına gelir. Avantajları: - Sigortalılar için maliyet paylaşımını netleştirir. - Planlar arası karşılaştırma imkanı sağlar. Dezavantajları: - Gerçek maliyet bireysel durumlara göre farklılık gösterebilir.

Aktüeryal değerleme, emeklilik fonu veya sigorta planının mali durumunu ölçmek için yapılan kapsamlı analizdir. Varlıklar, yükümlülükler ve aktüeryal varsayımlar dikkate alınır. Avantajları: - Fonun finansal sağlığını gösterir. - Politika yapıcılar için yol gösterici olur. Dezavantajları: - Karmaşık hesaplama ve varsayımlar içerir.

Aktüeryal düzeltme, emeklilik veya sigorta ödemelerinin, bireyin yaşına, yaşam beklentisine veya emeklilik tarihine göre yeniden hesaplanmasıdır. Örneğin erken emeklilikte aylık maaş azaltılır. Avantajları: - Daha adil ödeme planı sağlar. - Fonların sürdürülebilirliğini artırır. Dezavantajları: - Emekliler için daha düşük aylık ödemelere yol açabilir.

Aktüeryal maliyet yöntemi, emeklilik fonları ve sigorta planlarında gelecekteki yükümlülükleri finanse etmek için gerekli katkıların hesaplanmasında kullanılan yöntemdir. Avantajları: - Fonların uzun vadeli dengeli yönetimini sağlar. - Katkıların adil hesaplanmasına yardımcı olur. Dezavantajları: - Yöntemler arasında farklılıklar olabilir. - Karmaşık matematiksel hesaplama gerektirir.

Aktüeryal muhasebe esası, emeklilik fonları ve sigorta şirketlerinde yükümlülüklerin aktüeryal varsayımlara dayanarak muhasebeleştirilmesini ifade eder. Avantajları: - Uzun vadeli finansal sürdürülebilirliği gösterir. - Daha gerçekçi borç ve yükümlülük hesapları yapılır. Dezavantajları: - Karmaşık hesaplamalar gerektirir. - Küçük varsayım hataları büyük sonuçlar doğurabilir.

Aktüeryal oran, sigorta primlerinin belirlenmesinde kullanılan, risk faktörlerine dayalı hesaplanan orandır. Ölüm oranları, hastalık riski ve yaşam süresi dikkate alınır. Avantajları: - Sigorta primlerinin adil belirlenmesini sağlar. - Risk temelli fiyatlama yapar. Dezavantajları: - Hesaplamalar karmaşıktır.

Aktüeryal risk, sigorta ve emeklilik fonlarının öngörülen varsayımlardan sapması durumunda ortaya çıkan belirsizliktir. Örneğin yaşam beklentisinin beklenenden uzun olması fonların yükümlülüklerini artırır. Avantajları: - Risk yönetimi stratejilerini geliştirmeye yardımcı olur. Dezavantajları: - Yanlış hesaplandığında finansal krizlere yol açabilir.

Aktüeryal varsayım, emeklilik ve sigorta hesaplamalarında kullanılan, yaşam beklentisi, faiz oranı ve ölüm oranı gibi tahminlere dayalı parametrelerdir. Avantajları: - Uzun vadeli fonların sürdürülebilirliğini sağlar. - Risk yönetimini kolaylaştırır. Dezavantajları: - Yanlış varsayımlar fon dengesizliğine yol açabilir.

Aktüeryal yaş, bir kişinin sigorta veya emeklilik hesaplamalarında kullanılan istatistiksel yaşıdır. Kronolojik yaştan farklı olarak sağlık, yaşam beklentisi ve risk faktörleri dikkate alınır. Avantajları: - Daha doğru risk hesaplaması sağlar. - Sigorta primlerinin adil belirlenmesine katkı yapar. Dezavantajları: - Kişisel faktörler dikkate alınmadığında yanıltıcı olabilir.

73.

Alacak Temliki

/alacak temliki/

Alacak temliki (Assignment of Accounts Receivable), bir şirketin müşterilerinden olan alacaklarını üçüncü bir kişiye veya kuruma devretmesidir. Türkiye’de bu işlem özellikle bankalar ve faktoring şirketleri aracılığıyla yaygın olarak kullanılır. Şirketler alacak temliki yoluyla kısa vadede nakit akışı sağlayabilir, risklerini azaltabilir ve likidite sorunlarını çözebilir. Borçlu ise bundan sonra ödemeyi temlik alan kişiye yapmakla yükümlüdür. Avantajları: - Nakit akışını hızlandırır - Risk yönetimini kolaylaştırır - Şirketlere finansal esneklik sağlar Türkiye’de temlik işlemleri yazılı sözleşme ile yapılmakta olup Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenmiştir.

74.

Alacak Yaşlandırması

/a-la-cak yaş-lan-dır-ma-sı/

Alacak yaşlandırması, işletmelerin müşterilerinden olan alacaklarını vadesine göre sınıflandırarak analiz etmesidir. Türkiye'de muhasebe uygulamalarında yaygın olarak kullanılır. Özellikle tahsilat sürecini yönetmek, riskli alacakları belirlemek ve şüpheli alacak karşılığı ayırmak için kullanılır. Alacaklar genellikle 0-30, 31-60, 61-90 gün gibi vadelerle analiz edilir. Ticari risklerin kontrolü ve finansal raporlamada önemlidir.

Alfa, bir yatırımın piyasa ortalamasına kıyasla ne kadar fazla veya az getiri sağladığını ölçen performans göstergesidir. Genellikle yatırım fonları, portföy yöneticileri veya bireysel yatırımcıların performansını değerlendirmede kullanılır. Alfa pozitifse, yatırım beklenenin üzerinde getiri sağlamıştır; negatifse, piyasanın gerisinde kalmıştır. Formül: Alfa = Gerçekleşen Getiri - [Risksiz Getiri + β × (Piyasa Getirisi - Risksiz Getiri)] Temel Özellikler: - Yatırımın aktif yönetim başarısını ölçer. - Performans değerlendirmelerinde kullanılır. - “0” alfa, piyasa ile aynı performansı ifade eder. - Pozitif alfa, yatırım yöneticisinin değer yarattığını gösterir.

76.

Alfa Riski

/al-fa ris-ki/

Alfa riski, istatistiksel testlerde tip I hata olasılığını ifade eder. Yani, gerçekte doğru olan bir hipotezin yanlışlıkla reddedilmesi durumudur. Finans ve denetim alanında, özellikle iç kontrol sistemlerinde test yapılırken bir hata olmadığı halde sistemin hatalı kabul edilmesi bu kapsamdadır. Bu durum, gereksiz düzeltmelere ve kaynak israfına yol açabilir. Temel Özellikler: - Tip I hata olarak da bilinir. - İstatistiksel testlerde %1, %5 gibi anlamlılık düzeyleri ile kontrol edilir. - Yatırım ve denetim kararlarında risk yönetiminin parçasıdır. - Beta riski (Tip II hata) ile birlikte değerlendirilir.

77.

Alfa Üreticisi

/al-fa ü-re-ti-ci-si/

Alfa üreticisi, piyasadan daha yüksek getiri (pozitif alfa) sağlamayı amaçlayan stratejiler, araçlar veya yatırım yöneticilerini tanımlar. Bu kavram, özellikle aktif portföy yönetiminde, piyasa endekslerini geçmeye yönelik çabaların temelidir. Yatırım fonları, kuantitatif modeller, yapay zeka sistemleri veya deneyimli portföy yöneticileri bu rolü üstlenebilir. Alfa üreticileri şunlar olabilir: - Aktif yönetilen yatırım fonları - Teknik ve temel analiz stratejileri - Makroekonomik tahmin modelleri - Algoritmik işlem sistemleri Temel Amaç: Sistematik olmayan (özel) riskleri analiz ederek piyasanın getirisinden daha fazlasını kazandırmak.

78.

Algoritmik Alım Satım

/al-go-rit-mik a-lım sa-tım/

Algoritmik alım satım, yatırım kararlarının önceden tanımlanmış kurallara dayalı olarak bilgisayar programları ile otomatik şekilde yapılmasıdır. Türkiye’de özellikle profesyonel yatırımcılar ve aracı kurumlar Borsa İstanbul’da algoritmik işlemler gerçekleştirmektedir. Bu sistemler hız, doğruluk ve düşük işlem maliyeti sağlar. Ancak yüksek frekanslı işlemler piyasa oynaklığını artırabilir. SPK, algoritmik işlemleri düzenlemekte ve kontrol etmektedir.

79.

Algoritmik Stablecoin

/algorithmic-stablecoin/

Algoritmik stablecoin; değer artışı durumunda piyasaya yeni token süren, değer düşüşünde ise dolaşımdaki tokenlerin belli kısmını piyasadan çeken bir algoritma kullanarak fiyat Algoritmik Stablecoin Nedir? Algoritmik stablecoin yapılarında, fiyat istikrarını sağlamak adına varlığın dolaşımdaki miktarı algoritma tarafından kontrol edilir. Fiyat; ABD doları, altın veya herhangi yabancı ülke para birimine sabitlenebilir. Diğer bir deyişle algoritmik stablecoin; değer artışı durumunda piyasaya yeni token süren, değer düşüşünde dolaşımdaki tokenlerin belli kısmını piyasadan çeken algoritma kullanarak fiyat istikrarı sağlar. Bu para birimleri; alım satım yapanlara fiyat dalgalanması riski yaşatmadan ETH ve BTC gibi kripto varlıklarının avantajlarından faydalanma rahatlığı sunar. Algoritmik stablecoin varlıklarının geçmişine baktığımızda, ilk olarak 2013 yılında Bitshare blockchain ağı üzerinde piyasaya sürüldükleri görüyoruz. Algoritmik stablecoin, hedeflenen fiyatın yanı sıra hem arz hem de talepten sorumlu kod üzerinde çalıştığından, işlemleri sürdürecek veya denetleyecek düzenleyici kurum bulunmadan gerçek manada merkeziyetsiz bir yapı meydana getirir. Bu özellik sayesinde, an itibarıyla piyasadaki başka hiçbir yapı tarafından sunulmayan seviyede ölçeklenebilirliğe sahip olur. Algoritmik stablecoin, herhangi bir dayanak varlığa gereksinim duymadığı için kullanıcı hatalarının da önüne geçer. Algoritmik stablecoin, kripto para ekosistemindeki önemli bir ihtiyaç olan, paranın üretim maliyeti ile nominal değeri arasında meydana çıkan farkı (senyoraj), coin ekosistemine yönlendirerek kullanıcılara paylaştırır. 9 Mayıs 2022'de birçok kişinin aynı anda para çekmeye kalkmasıyla yaşanan "banka yığılması" vakası, UST'nin fiyatının düşmesine ve 1 dolara sabit olma özelliğini kaybetmesine (depegging) yol açtı. Terra, UST fiyatını dengelemek için daha fazla LUNA bastı ve LUNA arzı fazlasıyla genişledi. Bu süreçte fiyat yüzde 90'ın üzerinde geriledi. UST, bu yazının hazırlandığı esnada bile 1 dolar sabitini geri kazanamamıştı.

Application of retention, sigortacılıkta veya inşaat sözleşmelerinde, belirli bir oranın geçici olarak elde tutulması veya ödemeden alıkonması uygulamasıdır. Sigortada riskin bir kısmı sigortalı tarafından karşılanırken, inşaatta iş tamamlanana kadar ödeme ertelenebilir. Risk paylaşımı ve iş güvencesi için kullanılır.

81.

Altcoin

/altcoin/

Bitcoin, dünyanın hayal gücünü harekete geçiren ilk kripto para birimi olduğundan, diğer tüm kripto para birimleri "alternatif" olarak değerlendirildi ve "altcoin" olarak adlandırıldı. Kripto Para ile Altcoin Arasındaki Fark Nedir? Bitcoin ve Ethereum dışındaki tüm kripto para birimlerine genel olarak altcoin deniliyor. Bitcoiner sınıfına dahil olan kullanıcılar, Bitcoin'in normal bir kripto para olmadığını, tamamen kendine ait kategorisi bulunması gerektiğini savunuyor. Her ne şekilde değerlendirilirse değerlendirilsin, kripto para ile altcoin arasında çok keskin bir fark bulunmuyor. Altcoin Türleri Sektörde birkaç farklı altcoin türü mevcut. Adından da anlaşılacağı üzere bu tokenlerin temelinde ödeme işlemleri bulunur. Bu tokenler, nispeten daha merkezi yapıya yönelik oldukları için genellikle "gerçek" kripto para şeklinde kabul edilmez. Altcoin'lerin Artı ve Eksileri Altcoin'lerin kendilerine has artı ve eksileri vardır. Değişkenlik: Her birinin kendine has kullanım senaryosu olan binlerce altcoin piyasada bulunabilir. İnovasyon: Altcoin'ler piyasaya yeni ve ezber bozan çözümler getirebilir. Altcoin Sezonu

82.

Alternatif Alım Satım Sistemi

/al-ter-na-tif a-lım sa-tım sis-te-mi/

Alternatif alım satım sistemi (ATS), organize borsalar dışında çalışan ve menkul kıymetlerin alım satımının yapıldığı özel elektronik platformlardır. Türkiye’de bu sistem Borsa İstanbul dışında pek yaygın olmasa da özel platformlar ve yatırım kuruluşları aracılığıyla sınırlı uygulamaları mevcuttur.

83.

Alternatif Konut Kredisi Araçları

/al-ter-na-tif ko-nut kre-di-si a-raç-la-rı/

Alternatif konut kredisi araçları, geleneksel sabit faizli kredilere alternatif olarak sunulan yapılandırılmış konut kredileridir. Türkiye’de sınırlı olarak uygulanır. Örnek olarak artan taksitli kredi, balon ödeme planı veya gelirle endeksli ödeme sistemleri sayılabilir.

84.

Alternatif Yatırım

/al-ter-na-tif ya-tı-rım/

Alternatif yatırım, hisse senedi, tahvil ve nakit dışındaki finansal araçlara yapılan yatırımları ifade eder. Türkiye’de alternatif yatırımlar arasında gayrimenkul, özel sermaye fonları, hedge fonlar, girişim sermayesi ve sanat eserleri yer alabilir. Portföy çeşitlendirmesi amacıyla kullanılır.

85.

Altın Destekli Kripto Para

/gold-backed-cryptocurrency/

Fiziksel altının değerini temsil eden kripto para veya tokendir. Söz gelimi bir kripto para, fiziksel gram altına denk olabilir. Altın Destekli Kripto Para Nedir? Altının dijital versiyonlarının fiziksel benzerlerine göre en büyük avantajı, istenildiği kadar küçük birimlere veya miktarlara bölünerek diğer kullanıcılara devredilebilmesidir. Bununla birlikte altına dayalı kripto para birimleri, bugüne kadar sisteme bağlı pek çok sorunla karşılaşmıştır:

86.

Altman Z Skoru

/alt-man ze skor-u/

Altman Z Skoru, bir şirketin iflas etme olasılığını ölçmek için kullanılan finansal bir analiz modelidir. 1968'de Edward Altman tarafından geliştirilen bu model, finansal oranlara dayanarak şirketin mali sağlığını değerlendirir. Özellikle halka açık üretim şirketlerinde sık kullanılır. Formül (üretim şirketleri için): Z = 1.2×X1 + 1.4×X2 + 3.3×X3 + 0.6×X4 + 1.0×X5 Bileşenler: - X1 = Çalışma sermayesi / Toplam varlıklar - X2 = Dağıtılmamış karlar / Toplam varlıklar - X3 = Faiz ve vergi öncesi kar / Toplam varlıklar - X4 = Piyasa değeri / Toplam borç - X5 = Satışlar / Toplam varlıklar Z > 2.99: Güvenli bölge 1.81 < Z < 2.99: Gri alan Z < 1.81: İflas riski yüksek

87.

AM Best

/“ey-em best”/

AM Best, yalnızca sigorta sektörüne odaklanan küresel bir kredi derecelendirme kuruluşudur. Şirketlerin yükümlülüklerini (tazminat/claim ödeme gücü, borç servis kabiliyeti) yerine getirme becerisini nicel (sermaye yeterliliği, kârlılık, rezerv yeterliliği, reasürans kalitesi, likidite) ve nitel (iş profili, risk yönetimi, yönetişim) ölçütlerle değerlendirir. Finansal Güç Notu (FSR) A++’dan B+’a kadar ‘güvenli’; B’den S’ye ‘kırılgan’ aralıkları kapsar. Ayrıca kısa ve uzun vadeli ihraççı kredi notları da verir. Sigorta poliçesi satın alan tüketiciler, aracı kurumlar ve yatırımcılar, şirket seçiminde AM Best notlarını karşılaştırma ölçütü olarak kullanır. 1899’da kurulmuş, 100+ ülkede 16.000’den fazla sigorta kuruluşunu izlemektedir.

American National Standards Institute (ANSI), ABD'de ürünler, hizmetler, süreçler, sistemler ve personel için gönüllü standartlar geliştiren ve yayınlayan özel, kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. ANSI, uluslararası standartlarla uyumu sağlamak için ISO ve IEC gibi kuruluşlarla iş birliği yapar. ANSI, özellikle bilişim, mühendislik, üretim ve güvenlik alanlarında teknik standartların belirlenmesinde öncüdür. Türkiye’de doğrudan uygulanmaz, ancak ANSI standartları birçok ithal ürün veya yazılımda referans alınır.

American Depositary Share (ADS), yabancı şirketlerin ABD borsalarında işlem görmesini sağlayan, Amerikan bankaları tarafından çıkarılan hisse sertifikalarıdır.

Amiralty mahkemesi, deniz hukuku ile ilgili anlaşmazlıkları çözmekle görevli özel bir mahkemedir. Deniz ticareti, gemi kazaları, yük anlaşmazlıkları, deniz sigortaları ve denizcilik suçları bu mahkemelerin kapsamına girer.

91.

Anadolu Kaplanı

/a-na-do-lu kap-la-nı/

Anadolu Kaplanı, Türkiye'de 1980'lerden sonra hızla sanayileşen, girişimcilik ve ihracatla büyüyen şehirleri ve bu bölgelerdeki dinamik şirketleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu şehirler, İstanbul, Ankara gibi büyük merkezler dışında, yerel sermaye ve emekle kalkınmış, ekonomik başarı göstermiş bölgelerdir. Öne Çıkan Şehirler: - Gaziantep - Kayseri - Konya - Denizli - Çorum Özellikler: - KOBİ temelli sanayi yapısı - Dışa dönük üretim ve ihracat - Düşük borçluluk, yüksek tasarruf - Aile şirketlerinin hâkimiyeti - İslami değerlerle uyumlu iş kültürü Uluslararası Benzerlik: “Asya Kaplanları” (Güney Kore, Tayvan vb.) teriminden esinlenilmiştir.

92.

Analist Beklentisi

/a-na-list bek-len-ti-si/

Analist beklentisi, yatırım analistlerinin bir şirket, sektör ya da ekonomik göstergeye ilişkin gelecekteki performans tahminlerini ifade eder. Bu beklentiler, genellikle hisse senedi fiyatı, gelir, kâr, temettü ve büyüme oranları üzerine yapılan öngörülerden oluşur. Kullanım Alanları: - Hisse senedi analizlerinde referans olarak kullanılır. - Piyasa tepkilerini belirlemede etkilidir. - Şirket yönetimleri, beklentilere göre finansal rehberlik sunar. Yaygın Beklentiler: - EPS (hisse başına kazanç) tahminleri - Satış ve gelir tahminleri - Hedef fiyat tahminleri - Büyüme oranları ve risk değerlendirmeleri Türkiye’de Uygulama: Borsa İstanbul’daki halka açık şirketlere dair beklentiler, aracı kurum raporları, KAP açıklamaları ve medya analizleriyle kamuya sunulur.

93.

Anarko Kapitalizm

/anarcho-capitalism/

İlk olarak ABD'li ekonomist Murray Rothbard tarafından tasarlanan ve şimdilerde kripto topluluğunun birçok üyesi tarafından benimsenen bir siyaset felsefesidir. Anarko Kapitalizm Nedir? Anarko kapitalizm, merkezi devlet yapılarının ortadan kaldırılmasını, ekonomik sistemde özel mülkiyetin ve sözleşmeye dayalı anlaşmaların önceliğini savunur. Anarko kapitalistler, mevcut durumdaki devletlerin "özgür" toplumun gelişmesine engel koyduğuna ve kapitalist toplumlardaki devlet yapısının aslında zorlama bir yöntemle ortaya çıkarıldığına inanır. Bu siyaset felsefesi, serbest piyasanın gerçekten özgür toplumun mihenk taşı olduğunu ve insanların, devletin kontrolü veya gözetimi dışında sözleşmeye dayalı anlaşmalar yoluyla birbirleriyle ilişki kurmakta özgür olmaları gerektiğini savunur. Sözleşmelerin uygulanması ve şikayetlerin çözümü konusunda devletin kontrolü ele alması yerine, serbest piyasada rekabet eden özel kuruluşların görevlendirilmesini ister. Anarko kapitalistler, üretim araçlarının özel mülkiyette olması gerektiğine ve iş ile metaların ücretli emek sistemi aracılığıyla örgütlenmesi gerektiğine inanır.

94.

Anlaşmalı Tutar Hükmü

/an-laş-ma-lı tu-tar hük-mü/

Anlaşmalı tutar hükmü, bir sigorta poliçesinde sigortalı varlıkla ilgili olarak önceden mutabakata varılmış bedelin zarar durumunda baz alınmasını ifade eder. Türkiye'de kasko ve yangın sigortalarında uygulanır. Bu hüküm sayesinde hasar anında eksper değerlemesi yapılmadan sigortalıya poliçede belirtilen tutar ödenir. Özellikle değerli varlıklar ve ticari mallarda tercih edilir.

95.

Annuity Unit

/en-yu-i-ti unit/

Değişken (variable) annuitelerde, biriktirme (accumulation) dönemi sona erip ödeme dönemine (payout) geçildiğinde, birikim birimleri (accumulation units) 'annuity units' (rente birimleri) olarak adlandırılır. Bu birimler, sigorta şirketinin ayrı hesabındaki portföydeki payı temsil eder. Ödeme tutarı, sahip olunan annuity unit sayısı ile her birimin değeri (AUV) çarpılarak hesaplanır.

96.

Anormal Fire

/a-nor-mal fi-re/

Anormal fire, üretim sürecinde beklenenin üzerinde oluşan malzeme kaybı veya ürün bozulmasıdır.

97.

Anormal Getiri

/a-nor-mal ge-ti-ri/

Anormal getiri, bir menkul kıymetin veya portföyün belirli bir dönemde beklenen getiriden farklı olarak elde ettiği kazanç veya kayıptır.

98.

Anormal Kazanç Değerleme Modeli

/a-nor-mal ka-zanç de-ğer-le-me mo-de-li/

Anormal kazanç değerleme modeli, yatırımcıların bir şirketin gelecekteki hisse senedi fiyatını, defter değeri ve kazançlarını analiz ederek tahmin etmek için kullandıkları bir yöntemdir.

99.

Antedate

/ante-deyt/

"Antedate" terimi, bir belgenin, işlemin ya da sözleşmenin tarihinin gerçek tarihinden daha önce bir tarih olarak gösterilmesi anlamına gelir. Genellikle sözleşmelerde veya çek, bono gibi kıymetli evraklarda kullanılır. Antedate edilerek gösterilen tarih, geçerlilik veya vade süresi gibi unsurları etkileyebilir. Türkiye’de de hukuki belgelerde geçerli bir kavramdır ancak usule uygun yapılması gerekir.

100.

Anti-Boycott Regulations

/anti boykot regyuleyşınz/

Anti-boycott regulations, bir ülkenin veya kuruluşun başka bir ülkeye uygulanan boykota uymasını yasaklayan düzenlemelerdir. ABD menşeli bir kavram olup, özellikle Arap Ligi'nin İsrail'e yönelik boykotları bağlamında geliştirilmiştir. Türkiye’de doğrudan karşılığı yoktur ancak uluslararası ticaret yapan firmalar için dolaylı etkileri olabilir.

101.

Anti-Damping Vergisi

/an-ti dam-ping ver-gi-si/

Anti-damping vergisi, ithal edilen bir malın iç piyasada haksız rekabete yol açacak şekilde normal değerinin altında bir fiyatla satılması durumunda, bu durumu telafi etmek amacıyla uygulanan ek vergidir. Yerli üreticileri korumak ve piyasadaki dengeyi sağlamak için uygulanır. Özellikleri: - Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına dayanır. - Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturma sonrası uygulanır. - Sektörel bazda uygulanabilir (örneğin çelik, tekstil). - Süreli veya sürekli olabilir. Türkiye'de Uygulama: - İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ ile düzenlenir. - Damping soruşturması açılarak karar verilir.

102.

Anti-Dilution Provision

/anti diluşın provijın/

Anti-dilution provision (seyrelmeyi önleyici hüküm), yatırımcıların hisselerinin değer kaybını önlemek amacıyla sözleşmelere eklenen koruyucu bir maddedir. Yeni hisselerin daha düşük fiyattan ihraç edilmesi durumunda, mevcut yatırımcıya daha fazla hisse verilerek hisse oranı korunur. İki türü yaygındır: - **Tam Seyrelme Koruması (Full Ratchet)** - **Ağırlıklı Ortalama (Weighted Average)**

103.

Anti-Diversion Clause

/anti day-vörjın kloz/

Anti-diversion clause (saptırmayı önleyici madde), bir ürünün ya da malın, sözleşmede belirtilen nihai alıcı dışında üçüncü taraflara satılmasını veya yönlendirilmesini engelleyen bir sözleşme hükmüdür. Özellikle uluslararası ticarette kullanılır. Türkiye'de ithalat-ihracat sözleşmelerinde yer alabilir. Bu maddeyle ürünün belirtilmeyen başka pazarlara yönelmesi önlenir.

104.

Anti-Dumping Duty

/anti damping dyuti/

Anti-damping vergisi (anti-dumping duty), bir malın iç piyasada adil olmayan fiyatlarla satılmasını önlemek amacıyla uygulanan ek vergidir. Genellikle ithal ürünler, maliyetin altında fiyatlarla piyasaya sürüldüğünde yerli üreticiyi korumak için konur. Türkiye'de Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenir ve sıkça uygulanır.

Anti-greenmail hükmü, şirketlerin büyük hisse alımları yoluyla tehdit edilerek 'yeşil şantaj' (greenmail) yapılmasını önlemek için kullanılan bir savunma mekanizmasıdır. Bu hüküm, belirli hissedarların yüksek fiyatla hisselerini şirkete geri satmalarını engelleyebilir. Greenmail: Bir yatırımcının, şirketten hisselerini yüksek fiyatla satın alması için şirket yönetimini baskılamasıdır.

Anti-kırılganlık, stres, belirsizlik ve değişkenlik gibi dış etkenlerle karşılaştığında zarar görmek yerine güçlenen sistemleri tanımlar. Nassim Nicholas Taleb tarafından popülerleştirilen bu kavram, finansal sistemlerden bireysel davranışlara kadar geniş bir uygulama alanına sahiptir. Anti-kırılgan sistemler, krizlerden daha güçlü çıkar. Kırılganlık ≠ Dayanıklılık ≠ Anti-Kırılganlık

Anti-Martingale sistemi, finansal piyasalarda ve bahis stratejilerinde kullanılan bir para yönetimi yöntemidir. Bu sistemde, yatırımcı kazandıkça pozisyonunu artırır, kaybettikçe azaltır. Martingale sisteminin tersidir. Risk kontrolü sağlamak için kullanılan daha temkinli bir yaklaşımdır.

108.

Anüite Katsayısı Yöntemi

/a-nü-i-te kat-sa-yı-sı yön-te-mi/

Anüite katsayısı yöntemi (Annuity Factor Method), belirli bir yatırımın veya ödeme planının bugünkü veya gelecekteki değerini hesaplamak için kullanılan matematiksel katsayılara dayanan finansal analiz yöntemidir. Bu katsayılar, faiz oranı ve dönem sayısına göre tablolar halinde sunulur. Kullanım Amaçları: - Sabit ödemeli yatırımların bugünkü veya gelecek değerini hesaplamak - Rant ve kredi hesaplamalarında ödeme planı oluşturmak - Yatırım kararlarında maliyet-fayda analizine katkı sağlamak İki Ana Katsayı: - PVIFA (Present Value Interest Factor of Annuity): Bugünkü değer için - FVIFA (Future Value Interest Factor of Annuity): Gelecek değer için Türkiye’de Kullanım: - Finans ve muhasebe derslerinde yaygın olarak öğretilir - BES, konut kredisi, leasing gibi alanlarda uygulanır.

109.

Anüite Tablosu

/a-nü-i-te tab-lo-su/

Anüite tablosu (Annuity Table), belirli bir faiz oranı ve dönem sayısına göre, eşit ödemelerin bugünkü veya gelecek değerlerini kolayca hesaplamak için kullanılan finansal bir tablodur. Genellikle finansal matematik, sigortacılık ve yatırım analizlerinde kullanılır. İki temel kullanım alanı: 1. Gelecek Değer Tablosu (FVIFA): Belirli ödemelerin gelecekteki toplam değerini gösterir. 2. Bugünkü Değer Tablosu (PVIFA): Belirli ödemelerin bugünkü değerini gösterir. Avantajları: - Zaman kazandırır, manuel hesaplamaları kolaylaştırır. - Yatırım kararlarında ve kredi hesaplamalarında destek sağlar. - Finansal hesap makineleri ve Excel tarafından da desteklenir. Türkiye’de Kullanım: - Muhasebe ve sigorta eğitimlerinde öğretilir. - Anüite hesaplaması gerektiren her alanda (kredi, BES, kira sözleşmeleri) kullanılabilir.

110.

Anüiteleştirme

/a-nü-i-te-leş-tir-me/

Anüiteleştirme, birikmiş bir sermaye tutarının (genellikle emeklilik birikimi) sigorta veya emeklilik şirketi aracılığıyla düzenli ödemelere dönüştürülmesidir. Bu süreç sonunda kişi, hayat boyu veya belirli bir dönem boyunca belirlenen tutarda gelir alır. Emeklilik sistemlerinde yaygın bir uygulamadır. Özellikleri: - Emeklilik fonlarının gelir sağlayan ödemelere dönüşüm sürecidir. - Sabit veya değişken ödeme seçenekleri vardır. - Ödeme süresi ömür boyu ya da belirli yıllar olabilir. - Sigorta şirketi tarafından yönetilir. Türkiye’de Karşılığı: - BES katılımcıları, birikimlerini emeklilik gelir planına aktararak anüiteleştirme yapabilir.

111.

Anüiteleştirme Dönemi

/a-nü-i-te-leş-tir-me dö-ne-mi/

Anüiteleştirme dönemi (Annuitization Phase), bir anüite (rant) sözleşmesinde, bireyin birikimlerinin düzenli ödemelere dönüştüğü, yani gelir almaya başladığı aşamadır. Bu dönem, birikim (biriktirme) sürecinden sonra başlar ve genellikle emeklilikle birlikte aktive edilir. Özellikleri: - Birikmiş fonların aylık, üç aylık veya yıllık ödeme planlarına dönüşmesiyle başlar. - Ödemeler sabit veya değişken olabilir. - Hayat boyu veya belirli bir süre için ödeme yapılabilir. - Başladıktan sonra çoğu zaman geri çevrilemez. Türkiye’de Kullanım: - BES sistemi çıkışında, birikimin anüiteleştirilerek gelir sigortası şeklinde kullanılması mümkündür. - Sigorta şirketleri “ömür boyu maaş” gibi ürünlerle bu dönemi yönetir.

112.

Anüiteleştirme Yöntemi

/a-nü-i-te-leş-tir-me yön-te-mi/

Anüiteleştirme yöntemi (Annuitization Method), bir bireyin birikimlerini düzenli gelire dönüştürmek amacıyla kullandığı teknik ya da formüldür. Bu yöntem, ödeme planının süresi, türü (sabit/değişken), ödeme sıklığı ve yaşam süresi beklentisi gibi kriterlere dayanır. Yöntem Türleri: - Sabit Anüite: Sabit tutarda düzenli ödeme yapılır. - Değişken Anüite: Yatırım performansına bağlı olarak ödeme miktarı değişebilir. - Hayat Boyu Anüite: Ödemeler, rant sahibinin yaşam süresi boyunca devam eder. - Belirli Süreli Anüite: Ödemeler önceden belirlenmiş süreyle sınırlıdır. Türkiye’de Kullanım: - BES sisteminde emeklilik fonlarının maaşa çevrilmesi sürecinde bu yöntemler kullanılır. - Sigorta şirketleri tarafından farklı plan seçenekleriyle sunulur.

APB Opinion, 1959-1973 yılları arasında Amerika Muhasebe İlkeleri Kurulu (Accounting Principles Board - APB) tarafından yayımlanan muhasebe standartlarıdır. Bu görüşler, finansal raporlama uygulamalarını yönlendirmiştir. Günümüzde yerini FASB standartları almıştır.

Apple Pay, Apple tarafından geliştirilen bir temassız mobil ödeme sistemidir. iPhone, Apple Watch, iPad ve Mac cihazlarıyla uyumlu çalışır. Kredi veya banka kartı bilgileri cihaza tanımlanarak, fiziksel kart kullanmadan mağaza içi, çevrim içi ve uygulama içi alışveriş yapılmasını sağlar. Türkiye'de bazı uluslararası bankalarla entegre olarak sınırlı kullanım alanı vardır.

Appleton Kuralı, ABD'de sigorta şirketlerinin kendi eyaletlerindeki düzenlemeleri, başka eyaletlerde de uygulamalarını zorunlu kılan bir ilkedir. New York merkezlidir ve genellikle sigorta denetimi alanında kullanılır. Türkiye'de doğrudan bir karşılığı yoktur ancak benzer denetim ilkeleri mevcuttur.

116.

Aracı Broker

/a-ra-cı bro-kır/

Aracı broker, yatırımcılar adına menkul kıymet alım-satımı gerçekleştiren, yalnızca işlem komisyonu ile gelir elde eden aracıdır. Türkiye’de aracı kurumlar, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) denetiminde faaliyet gösterir ve yatırımcıların emirlerini borsalara iletir. Aracı brokerlar, müşterinin çıkarını ön planda tutarak doğrudan pozisyon almazlar. Bu sayede çıkar çatışması yaşanmaz. Tüm işlemler Takasbank ve MKK gibi sistemler aracılığıyla kayıt altına alınır.

Arab Monetary Fund (AMF), Arap ülkeleri arasında ekonomik istikrarı artırmak, ödemeler dengesi açıklarını finanse etmek ve Arap ülkeleri arasında ekonomik entegrasyonu teşvik etmek amacıyla 1976 yılında kurulan bölgesel bir finans kuruluşudur. Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi işler, ancak sadece Arap Birliği üyesi ülkelere yöneliktir.

118.

Arbitraj Fiyatlama Teorisi

/ar-bi-traj fi-yat-la-ma te-o-ri-si/

Arbitraj Fiyatlama Teorisi (APT), bir menkul kıymetin beklenen getirisinin, birçok sistematik risk faktörüne dayalı olarak açıklandığını varsayan çok faktörlü bir varlık fiyatlama modelidir. Stephen Ross tarafından geliştirilmiştir. CAPM’in tek faktörlü yaklaşımına alternatif sunar. Özellikleri: - Getiri, sadece piyasa riski değil, diğer makroekonomik faktörlerle de belirlenir. - Her risk faktörünün varlığa etkisi, duyarlılık katsayısı ile ölçülür. - Arbitraj fırsatlarının zamanla ortadan kalkacağı varsayımı üzerine kuruludur. APT Formülü: E(Ri) = Rf + β1F1 + β2F2 + ... + βnFn Uygulama Alanları: - Portföy yönetimi - Risk analizi - Piyasa etkinliğini test etme

Arbitraj fiyatlama teorisi (APT), bir menkul kıymetin getirisini, birden çok makroekonomik faktöre dayalı olarak açıklayan finansal bir modeldir. APT, hisse senedi fiyatlamasında risk faktörlerini dikkate alarak denge fiyatına ulaşmayı hedefler. CAPM modeline alternatif olarak geliştirilmiştir.

Arbitraj tahvili, düşük faizli borçlanma yoluyla elde edilen fonların, daha yüksek faiz getiren yatırımlara yönlendirilmesi amacıyla ihraç edilen tahvillerdir. Bu işlem genellikle yerel yönetimler veya kamu kuruluşları tarafından vergi avantajı sağlamak amacıyla yapılır. ABD’de sıkı düzenlemelere tabidir.

Arbitrajcı (arbitrageur), piyasalardaki fiyat farklarından kar elde etmek amacıyla eş zamanlı alım-satım işlemleri yapan kişidir. Hisse senedi, döviz, emtia ve türev ürünler gibi varlıklarda arbitraj fırsatlarını değerlendirerek risksiz kazanç elde etmeye çalışır. Kurumsal yatırımcılar, hedge fonlar ve bazı algoritmik traderlar bu tür faaliyetlerde bulunur.

Arbitrage-free valuation, finansal varlıkların fiyatlarının, piyasada risksiz kazanç (arbitraj) fırsatlarına yol açmayacak şekilde belirlendiği değerleme yöntemidir. Özellikle sabit getirili menkul kıymetler ve türev ürünlerin fiyatlamasında kullanılır. Teorik olarak adil piyasa değerinin bulunmasını sağlar.

123.

ARCH Modeli

/arch modeli/

ARCH modeli (Autoregressive Conditional Heteroskedasticity), finansal zaman serilerinde volatiliteyi ölçmek için kullanılan ekonometrik bir modeldir. Türkiye’de akademik çalışmalarda ve finansal analizlerde sıklıkla kullanılmaktadır. ARCH modeli, özellikle hisse senedi, döviz ve faiz oranı gibi serilerde oynaklığı tahmin etmek için geliştirilmiştir. Daha sonra geliştirilen GARCH modeli ise bu yaklaşımın daha gelişmiş versiyonudur.

Aritmetik ortalama, bir veri grubundaki sayıların toplamının, veri sayısına bölünmesiyle elde edilen değerdir. Finans ve istatistikte sıklıkla kullanılan bu ölçüm, ortalama getiri, büyüme oranı gibi analizlerde temel gösterge işlevi görür. Aritmetik ortalama, uç değerlerden etkilenebilir.

125.

Arka Ofis İşlemleri

/arka ofis işlemleri/

Arka ofis işlemleri (Back Office), finansal kurumlarda müşteriyle doğrudan temas etmeyen, işlem kayıtları, raporlama, risk yönetimi ve operasyonel destek gibi görevleri ifade eder. Türkiye’de bankacılık, sigortacılık ve aracı kurumlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

ARM Index, değişken faizli konut kredilerinde faiz oranının belirlenmesinde kullanılan referans endekstir. LIBOR, SOFR veya Hazine tahvili faiz oranları gibi göstergelere dayanır. Kredi faizinin güncellenmesinde bu endeks esas alınır.

ARM Margin, değişken faizli konut kredilerinde (ARM), referans endeksin üzerine eklenen sabit marj oranıdır. Toplam kredi faizi, endeks + marj şeklinde hesaplanır. Bu marj kredi sözleşmesinde sabitlenmiştir ve faiz değişse de marj değişmez.

Arrow’un İmkânsızlık Teoremi, Kenneth Arrow tarafından geliştirilen, demokratik oylama sistemlerinde bir grup tercihini adil şekilde yansıtan mükemmel bir sosyal tercih fonksiyonunun mümkün olmadığını kanıtlayan ekonomik teoridir. Teorem, 5 temel koşulun aynı anda sağlanamayacağını ortaya koyar. Karar alma mekanizmalarında önemli etkilere sahiptir.

Artımsal (Accretive), genellikle birleşme ve satın alma işlemlerinde kullanılan bir terimdir. Bir işlem şirketin hisse başına kazancını (EPS) artırıyorsa 'artımsal' olarak adlandırılır. Yani, satın alma sonrası şirketin karı daha fazla hisse başına bölünüp yatırımcıya ek değer yaratıyorsa bu durum pozitif bir sinyal kabul edilir. Avantajları: - Yatırımcı güvenini artırır. - Hisse değerini destekler. Dezavantajları: - Yanlış finansal modellemelerle yanıltıcı sonuç verebilir. - Kısa vadede olumlu görünse de uzun vadede risk barındırabilir. Özellikle büyük şirket birleşmelerinde, işlemin artımsal olup olmadığı yatırımcılar için kritik bir değerlendirme kriteridir.

Aynı anda veya aynı hızda gerçekleşmeyen işlemlere asenkron (asynchronous) veya eş zamansız denir. Asenkron (Asynchronous) Nedir? Eş zamanlı olmayan sistemler genellikle modüler tasarımlar kullanılarak oluşturulur. Ağdaki her modül, diğerleriyle etkileşim halindeyken bağımsız olarak çalışabilir. Birbirine bağlı olan bileşenler, toplu halde işleyen bir çözüm veya sistem oluşturmak üzere birleşir.

131.

Ashdraked

/ashdraked/

Alım satım yapanların, özellikle de Bitcoin için kısa pozisyon alanların yatırdıkları toplam sermayenin tamamen kaybedilmesidir. Ashdraking Nedir? "Ashdraking" terimi, 2010'ların ortalarında adından söz ettiren ve Lord Ashdrake ismiyle tanınan Rumen Bitcoin yatırımcısının alım satım hamleleri sonucunda ortaya çıktı. Bitcoin fiyatının neredeyse yarı yarıya azaldığı 2014 ile 2015 yılları arasında önemli başarılar elde etti. Aynı dönemde alım satım yapanların kısa pozisyon almaları konusunda teşvik eden bir ses haline geldi. Lord Ashdrake, Bitcoin 300 dolar seviyesini aştığında yine kısa pozisyon aldı ancak bu sefer piyasa onu ters köşeye yatırdı. CBOE tarafından atılan Bitcoin adımı, önemli bir test olarak kabul edildi. Kripto para birimlerine şüpheyle yaklaşan ana akım finans basını, kurumsal yatırımcıların toplu halde kısa pozisyon alacağını ileri sürdü. Ancak bu tahmin tutmadı. Vadeli işlemler sadece birkaç saat içinde büyük artış kaydetti. Önde gelen borsa simsarları, kendilerinin de "Ashdraked" olacağı korkusuyla müşterilerinin kısa pozisyon almasına engel koydu. Gerçek ismi olup olmadığı bilinmese de Ashdrake, kripto topluluğunda önemli bir ses olmaya devam ediyor. Ekim 2020'de blog yazarı zoomerjd'ye bir röportaj vererek, ona kötü şöhret kazandıran olay hakkında bilinmeyenleri anlattı.

132.

ASIC

/asic/

Uygulamaya özel tümleşik devrenin kısaltması olan bu terim, kripto para madenciliği için tasarlanmış cihazları temsil eder. ASIC Nedir? Uygulamaya özel tümleşik devre (ASIC), kripto para madenciliği için üretilmiş donanımları tanımlamak için kullanılır. 2010'ların ortalarına gelindiğinde, hesaplama gücündeki artışla doğru orantılı biçimde enerji maliyetinin yükselmesi, gündelik cihazlarla yapılan madenciliği kârlı olmaktan çıkardı, hatta imkansız hale getirdi. Günümüzde faaliyet gösteren tüm büyük ölçekli kripto madenciliği projeleri, büyük veri merkezlerinde çalıştırdıkları ASIC donanımlarıyla işlemlerini yürütüyor. Bu veri merkezleri, genellikle enerji maliyetlerinin düşük olduğu ülkelerde kuruluyor. ASIC donanımlarının potansiyel kârlılık düzeyini belirleyen temel faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz: Ağ genelindeki toplam hash oranı Madenciliği yapılan sanal varlığın değeri Hash başına tüketilen enerji Donanımın ilk maliyeti ASIC Miner Value gibi web siteleri, piyasada bulunabilecek en verimli ASIC donanımlarını gerçek zamanlı biçimde listeliyor. Ayrıca her ASIC modeli için başa baş noktasını, yani ASIC donanımını satın alırken ödenen tutarın ne kadar zaman sonra karşılanacağı bilgisini içeren istatistiklere de yer veriyorlar. En popüler ASIC donanımı üreticileri arasında Bitmain, Innosilicon, ASICminer ve MicroBT bulunuyor. Bu yazı hazırlanırken piyasadaki en verimli ASIC donanımlarının fiyatı birkaç bin dolara ulaşmıştı.

Uygulamaya özel geliştirilen entegre devrelerin (ASIC), tüketici sınıfı donanımlara üstünlük kuramadığı blockchain ve madencilik algoritmalarıdır. ASIC-Resistant Nedir? Günümüzde Bitcoin ASIC madencileri, masaüstü bilgisayarlardan milyonlarca kat daha iyi performansa sahip olduğundan, madencilikte bireysel bilgisayarlar tamamen işe yaramaz hale gelmiştir. Dahası, hash gücünün büyük kısmı ucuz elektriğin ve uygun yasal koşulların sağlandığı bölgelerde bulunan birkaç devasa madencilik havuzu tarafından karşılandığı için, çoğu kripto para birimi açısından PC madenciliği artık geçmişte kaldı. İşte tam da bu noktada karşımıza ASIC direnci fikri çıkıyor. Teorik olarak ASIC dirençli bir kripto para, normal bilgisayarlar aracılığıyla da üretilebildiği için daha adil bir dağıtım söz konusu. Böylece madencilik ağına daha fazla kişi katılabilir. Sonuç olarak ASIC donanımlarını edinmek için verilen savaş sona erer ve bir kenara itilen bireysel kullanıcılar, daha az sermayeyle bile madencilik süreçlerine katılabilir. Bu tip bir ağ büyük olasılıkla merkeziyetsiz ve coğrafi olarak dağıtık olacaktır. Elbette hidroelektrik barajlarının yakınında devasa madencilik yapılarının ortaya çıkmayacağı garanti edilemez, ancak sektöre tamamen hakim olamayacaklarının garantisini verir. ASIC dirençli çözümler belirleyici yönetim modeline ve tabii ki doğru madencilik algoritmasına odaklanır. Tasarımları gereği, ASIC donanımlarının oluşturulmasına veya en azından PC donanımlarına üstünlük sağlamalarına engel koymaları gerekir. Özel teknik yaklaşımları arasında; yakın zaman önce ASIC donanımları üretilen x16r gibi her blokta algoritmanın değiştirilmesi, Scrypt ile Ethash standartlarındaki gibi bellek talebinin artırılması ve Chia gibi sanal depolama üzerinde madencilik yapılması yöntemleri söz konusu.

134.

Asimetrik Bilgi

/asimetrik bilgi/

Asimetrik bilgi (Asymmetric Information), taraflardan birinin diğerinden daha fazla veya daha doğru bilgiye sahip olması durumudur. Türkiye’de özellikle bankacılık, sigortacılık ve sermaye piyasalarında kritik bir ekonomi kavramıdır. Örneğin, kredi başvurusu yapan müşteri gelirini olduğundan farklı gösterebilir. Bu durumda banka, asimetrik bilgi nedeniyle riskli bir kredi verebilir. Aynı şekilde, sigortada riskli müşterilerin daha fazla poliçe satın alması da bu kavrama örnektir. Sonuçları: - Ahlaki tehlike (moral hazard) - Ters seçim (adverse selection) Türkiye’de BDDK ve SPK düzenlemeleri, bilgi asimetrisini azaltmayı amaçlamaktadır.

Asit-test oranı, bir şirketin en likit varlıklarıyla kısa vadeli borçlarını karşılama kapasitesini ölçen finansal orandır. Cari oranla benzerlik gösterir ancak stokları dahil etmez. Formül: Asit-Test Oranı = (Dönen Varlıklar – Stoklar) / Kısa Vadeli Borçlar Avantajları: - Şirketin likidite gücünü gösterir. - Finansal riskleri ölçmede etkilidir. Dezavantajları: - Sektörel farklılıkları göz ardı edebilir. - Aşırı yüksek oran, atıl varlık göstergesi olabilir.

Asitleme, petrol ve doğalgaz sektöründe kuyuların verimliliğini artırmak için asit enjekte edilerek yapılan işlemdir. Genellikle kireçtaşı ve karbonat formasyonlarının çözülmesi sağlanır. Avantajları: - Rezervuarın üretim kapasitesini artırır. - Daha yüksek petrol ve gaz üretimi sağlar. Dezavantajları: - Çevresel riskler barındırır. - İşlem maliyeti yüksektir.

AIIB, 2016 yılında Çin öncülüğünde kurulan ve Asya-Pasifik bölgesinde altyapı projelerine finansman sağlayan çok uluslu kalkınma bankasıdır. Amaç, bölgesel ekonomik entegrasyonu artırmak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemektir. Türkiye de AIIB’nin kurucu üyelerindendir.

Asian Financial Crisis, 1997 yılında Tayland’dan başlayarak birçok Asya ülkesine yayılan büyük bir ekonomik krizdir. Krizin temelinde sabit döviz kurları, aşırı dış borçlanma ve spekülatif sermaye hareketleri yer alır. Kriz, IMF müdahalesi ve yapısal reformlarla kontrol altına alınmıştır.

Asya Kalkınma Bankası (ADB), Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik büyümeyi ve yoksulluğun azaltılmasını desteklemek amacıyla 1966 yılında kurulmuş uluslararası kalkınma finans kuruluşudur. ADB, altyapı, enerji, sağlık ve eğitim gibi alanlarda finansman ve teknik destek sağlar.

Asian Tail, finansal piyasalarda Asya piyasalarının kapanışı ile Batı piyasalarının açılışı arasındaki zaman farkında oluşabilecek ani ve beklenmedik fiyat hareketleri riskini tanımlar. Genellikle düşük likidite ve haber akışlarının etkisiyle ortaya çıkar. Portföy yönetiminde özellikle vadeli işlem stratejilerinde dikkate alınır.

Asian Productivity Organization (APO), Asya-Pasifik bölgesindeki ülkelerde verimliliği artırmak amacıyla 1961 yılında kurulan bölgesel bir kuruluştur. Üye ülkelerde kamu ve özel sektör verimliliğini artırmak, bilgi paylaşımı ve eğitim sağlamak amacıyla faaliyet yürütür. Türkiye üye değildir.

Asian Century, 21. yüzyılın ekonomik, politik ve kültürel anlamda Asya ülkelerinin hâkimiyetinde geçeceği görüşünü ifade eden kavramdır. Bu terim, Çin, Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinin küresel sistemdeki artan etkisini tanımlar. Kavram; demografi, üretim gücü ve teknolojiyle desteklenmektedir.

APEC, Asya-Pasifik bölgesinde ekonomik büyümeyi ve iş birliğini artırmak amacıyla 1989 yılında kurulan hükümetler arası bir forumdur. 21 üyesi bulunan APEC, serbest ticaretin geliştirilmesi, yatırım kolaylığı ve sürdürülebilir kalkınma gibi hedeflere odaklanır.

Borsa veya herhangi bir aracı kullanmadan, muhataplar arasında kripto para transferi yapılmasıdır. Atomic Swap Nedir? Tasarımları gereği atomik takaslarda, işlem gerçekleştiğinde muhataplar hedeflenen fonlarını alır. İşlem başarısız olduğunda ise transfer gerçekleşmez ve emri verenin ödediği sembolik işlem ücreti dışında her iki taraf da başlangıç fonlarına kavuşur. Atom takaslar, dijital varlık ticaretini olabildiğince güvenli hale getirmeyi amaçlar. Örnek bir senaryo oluşturmak gerekirse, muhataplardan A, bir HTLC adresi oluşturur ve kripto para birimini yatırır. Bu esnada kodun hash çıktısı kullanılarak şifre meydana getirilir. A, hash verisini B'ye gönderir. Akabinde B, hash verisi üzerinden bir adres oluşturur. B, oluşan adrese kripto para birimini yatırır. A, hash verisi oluşturmak için kullanılan şifreye sahip olduğu için, B tarafından yatırılan paralara erişmesi mümkündür. Akıllı sözleşme bu noktada, A tarafından yatırılan paralara erişmeyi mümkün kılacak mevcut şifreyi B'ye gönderir. Önceden belirtilen süre içinde sözleşme imzalanmazsa, her iki mevduat da sahiplerine otomatik biçimde iade edilir.

145.

Atomik Takas

/atomik takas/

Atomik takas (Atomic Swap), iki farklı kripto para biriminin merkezi bir borsa veya aracı olmadan doğrudan değiş tokuş edilmesini sağlayan teknolojidir. Türkiye’de kripto para yatırımcıları arasında giderek daha fazla bilinmektedir. Atomik takas, akıllı sözleşmeler aracılığıyla gerçekleşir ve güvenilir, hızlı ve düşük maliyetli bir yöntem sunar. İşlemin 'atomik' olarak adlandırılmasının sebebi, ya tamamen gerçekleşmesi ya da hiç gerçekleşmemesidir. Avantajları: - Merkeziyetsiz işlem olanağı sağlar - Dolandırıcılık riskini azaltır - İşlem maliyetlerini düşürür Türkiye’de kripto para borsaları gelişmekte olsa da, atomik takas daha çok bireysel cüzdanlar üzerinden uygulanmaktadır.

146.

Authority Masternode (VeChain)

/authority-masternode-vechain/

Yetkili ana düğüm (authority masternode), VeChainThor tam düğüm (full node) programını çalıştıran ağa bağlı sunucudur. Yetkili Ana Düğüm Çeşitleri Yetkili ana düğümler beş farklı kategoride değerlendirilir. Bunlar: Blockchain uygulamalarını dağıtmak için yetkili ana düğüm kullanırlar. Bunun sonucunda müşterilerine sundukları hizmet karşılığında platform maliyetleri azalır. Kurumsal müşterilerin taleplerini karşılarken ağın çözümlerinden faydalanırlar. Topluluğun genel çıkarlarını gözeterek VeChain topluluğunun gelişimi konusunda destek verirler. Topluluk destekçileri, VeChainThor ekosisteminin etki ve yönetişim alanını genişletme konusunda önemli rol üstlenir. Teknolojik çalışmalar yapmak ve DApp projelerini test etmek için yetkili ana düğüm kullanırlar. Mevcut inovasyonları ve bunları geliştirmenin yollarını araştırırlar.

147.

Aval

/aval/

Aval, kambiyo senetlerinde (poliçe, bono, çek) üçüncü bir kişinin senedin ödenmesini garanti altına almak için verdiği kayıtsız şartsız taahhüttür. Türkiye’de Türk Ticaret Kanunu’na göre düzenlenmiş ve yaygın olarak kullanılan bir kavramdır. Aval veren kişi, senedin borçlusu ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Genellikle bankalar tarafından sağlanan aval, özellikle ticari işlemlerde güvence sağlar.

148.

Aval Vermek

/aval vermek/

Aval vermek (Avalize), bir kambiyo senedine (poliçe, bono, çek) ödeme garantisi sağlamak için üçüncü bir kişi veya banka tarafından verilen taahhüttür. Türkiye’de özellikle dış ticaret işlemlerinde ve bankacılıkta kullanılan bir yöntemdir. Aval vermek, alacaklıya güvence sağlar ve borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda aval verenin ödeme yapma sorumluluğunu doğurur.

Advance payment, bir mal veya hizmetin tesliminden önce yapılan ödemedir. Sözleşmelerde güvence unsuru olarak sıkça kullanılır.

Advance premium, sigorta poliçesi başlamadan önce yapılan prim ödemesidir. Bu ödeme poliçenin geçerlilik süresini güvence altına alır.

Advance Premium Fund, sigortalıların önceden yatırdığı primlerin bir fonda toplanarak yönetildiği sistemdir.

Advance Premium Mutual, sigortalıların primlerini önceden ödediği ve bunun karşılığında ortaklık benzeri haklar kazandığı sigorta türüdür.

Advance dividend, şirketlerin yıl sonu karı kesinleşmeden önce, beklenen kara istinaden ortaklarına dağıttığı temettüdür.

154.

Avantajlı Satın Alma

/a‑van‑taj‑lı sa‑tın al‑ma/

Avantajlı satın alma (bargain purchase), bir işletmenin net varlıklarının gerçeğe uygun değerinin altında bir fiyata satın alınmasıdır. Muhasebe açısından bu işlem sonucu olumsuz şerefiye (badwill) oluşur. Bu tür durumlar genellikle şirketin iflas süreci, satış baskısı veya piyasa dışı koşullar nedeniyle ortaya çıkar. Türkiye’de TFRS 3 standardına göre bu fark doğrudan gelir yazılır.

155.

Avantajlı Satın Alma Opsiyonu

/a‑van‑taj‑lı sa‑tın al‑ma op‑si‑yo‑nu/

Avantajlı satın alma opsiyonu, finansal kiralama (leasing) sözleşmesi sonunda kiracıya, kiralanan varlığı piyasa değerinin altında bir fiyata satın alma hakkı veren opsiyondur. Türkiye’de bu durum, TMS 17 standardı çerçevesinde “finansal kiralama” olarak değerlendirilir. Opsiyon bedeli kiralama sürecinin başında belirlenir ve bu durum sözleşmenin “kiracı tarafından mülkiyet devri niyetli” olduğunu gösterir.

ASPIRIN, Avustralya menşeli, risksiz getiriye endeksli özel bir tahvil türüdür. Bu tahvil, getirilerini Avustralya hisse senedi fiyat endeksine bağlamakla birlikte, ana paranın korunmasını sağlayarak minimum risk sunar. Yatırımcılara, hisse piyasası getirisinden pay alma imkânı sunarken riskten korunma sağlar.

Ayarlanabilir hayat sigortası, sigortalının prim, teminat veya vade gibi şartlarını değiştirebildiği esnek bir hayat sigortası türüdür. Avantajları: - Esneklik sağlar. - Sigortalının ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir.

Ayarlanabilir kur, sabit kur rejiminde para biriminin değerinin belirli aralıklarla hükümet veya merkez bankası tarafından değiştirilmesidir. Avantajları: - Esneklik sağlar. - Döviz krizlerini önleyebilir.

Ayarlanabilir prim, sigorta poliçelerinde sigortalının belirli dönemlerde ödeyeceği prim miktarını değiştirme hakkıdır. Avantajları: - Sigortalıya ödeme kolaylığı sağlar.

160.

Ayı Çağrısı Yayılımı

/a‑yı ça‑ğı‑sı ya‑yı‑lı‑mı/

Ayı çağrısı yayılımı (bear call spread), bir yatırımcının piyasa düşüşü beklentisiyle uyguladığı bir opsiyon stratejisidir. Bu stratejide aynı vadeli fakat farklı kullanım fiyatlı iki call opsiyon işlem görür: - Düşük kullanım fiyatlı call opsiyon satılır - Yüksek kullanım fiyatlı call opsiyon alınır Kazanç sınırlıdır ama aynı şekilde zarar da sınırlandırılmış olur. Türkiye’de bu tür işlemler VİOP opsiyon sözleşmeleriyle yapılabilir.

161.

Ayı Fonu

/ayı fonu/

Ayı fonu (Bear Fund), piyasalarda yaşanan düşüşlerden kazanç sağlamayı hedefleyen yatırım fonudur. Türkiye’de yatırımcılar, düşüş yönlü stratejiler geliştiren ayı fonları aracılığıyla portföylerini koruyabilir. Bu fonlar, genellikle türev araçlar ve kısa pozisyonlar üzerinden çalışır.

162.

Ayı Formasyonları

/ayı formasyonları/

Ayı formasyonları (Bearish Patterns), teknik analizde düşüş trendini işaret eden grafik formasyonlarıdır. Türkiye’de yatırımcılar, Borsa İstanbul’da bu formasyonları alım-satım kararlarında kullanır. Başlıca ayı formasyonları: Ayı Yutan (Bearish Engulfing), Ayı Harami (Bearish Harami), Ayı Belt Hold.

163.

Ayı Piyasası

/ayı piyasası/

Ayı piyasası (Bear Market/Position), fiyatların uzun süreli düşüş trendine girdiği piyasa koşullarını ifade eder. Türkiye’de Borsa İstanbul’da yatırımcılar, düşüş yönlü pozisyon aldıklarında ayı piyasasında olduklarını belirtirler. Ayı piyasaları genellikle ekonomik durgunluk veya kriz dönemlerinde görülür.

164.

Ayı Pozisyonu

/a‑yı po‑zi‑syo‑nu/

Ayı pozisyonu (bear position), bir yatırımcının fiyatların düşeceği beklentisiyle aldığı yatırım pozisyonudur. Kısa satış (short selling), vadeli işlemlerde satış yönlü pozisyon alma gibi stratejileri içerir. Türkiye’de VİOP ve Borsa İstanbul’da bu pozisyonlar alınabilir. Ayı pozisyonu yatırımcılar, piyasanın aşağı yönlü hareketinden kâr elde etmeyi hedefler.

165.

Ayı Sıkışması

/ayı sıkışması/

Ayı sıkışması (Bear Squeeze), düşüş beklentisiyle açılan kısa pozisyonların, fiyatların ani yükselmesiyle zarara uğraması durumudur. Türkiye’de Borsa İstanbul’da hisse senedi ve türev piyasalarda görülebilir. Ayı sıkışması, genellikle düşük hacimli hisselerde ani fiyat hareketleriyle ortaya çıkar.